KARIŞIK

10 Mart 2016 Perşembe

İmam Ali Naki'den Nakledilen "Camia Ziyaret Namesi"

 İmam Ali Naki'den Nakledilen "Camia Ziyaret Namesi"

İmam Ali Naki'den Nakledilen "Camia Ziyaret Namesi"Selam olsun size ey Peygamber'in Ehl-i Beyt'i, risalet'in karargâhı, meleklerin uğradığı kimseler; vahyin iniş yeri, rahmet madeni, ilim hazinelerinin kaynakları, hilimin nihayeti, bağışın kökü, ümmetlerin yöneticileri, iyilerin mücevheri, seçkinlerin di­reği, kulların önderleri, beldelerin temel taşları, iman kapıları, Rahman'ın emanetdarları, Peygamber'in öz soyu, ilahi elçilerin göz nuru ve resullerin yakınları; Allah'ın rahmet ve bereketi sizin üzerinize olsun.
Selam olsun sizlere ey hidayet imamları,  karanlıkların nur­ları, takvanın parlak nişaneleri, kamil akıl ve bilinç sahipleri, halkın sığınakları, peygamberlerin varisleri, üstün örnekler, güzel davetçiler, Allah'ın dünya ve ahiret ehline ve ilk mahluklara olan hüccetleri; Allah'ın rahmet ve bereketi sizin üzerinize olsun.
Selam olsun sizlere ey Allah'ı tanımanın yolları ve Allah'ın bereketinin odakları, Allah'ın hikmetinin kaynakları, Allah'ın sırlarının koruyucuları, Allah'ın kitabının muhafızları ve Pey­gamber'in vasileri ve Resulullah'ın soyu; Allah'ın rahmet ve bereketi sizin üzerinize olsun.
Selam olsun insanları Allah'a davet eden imamlara, rızasının kılavuzlarına, emrinde bulunanlara muhabbetinde son merte­beye erişenlere, ihsanla tevhidine sarılanlara, emir ve nehiylerini aşikar kılanlara ve emrine uyup Hak'tan önce bir şeyi dile getirmeyen tertemiz kullara; Allah'ın rahmet ve bereketi sizin üzerinize olsun.
Selam olsun (Hakk'a) davet eden imamlara ve hidayetçi olan önderlere ve koruyucu ve destekçi velilere.
Selam olsun siz zikir ehline, emir sahiplerine, Allah'ın yeryüzünde seçtiği halifelerine, O'nun seçkin kıldığı kendi hizbine, O'nun ilim çeşmelerine, O'nun hüccet ve nuruna, Allah'ın rahmet ve bereketi sizin üzerinize olsun.
Allah'ın kendi hakkında Şahadet ettiği gibi (ben de) Şahadet ederim ki, Allah'tan başka bir ilah yoktur, O tektir ve ortağı yoktur; nitekim melekler ve ilim sahibi yaratıkları da buna Şahadet etmekteler. O'ndan başka bir ilah yoktur; O güçlü ve hik­met sahibidir. Şahadet ederim ki, Muhammed O'nun seçkin kulu ve beğenilmiş elçisidir. Onu hidayet ve hak din üzere ve bütün dinlere galip gelsin diye göndermiştir; müşrikler bunu istemese de.
Yine Şahadet ederim ki, sizler değer ve hidayet sahibi masum imamlarsınız, Allah'a yakınlaştırılmış muttaki, sâdık, seçkin ve O'na itaat eden, O'nun emrini tamamen yerine getiren, O'nun iradesine uyan, ikramını kazanan önderlersiniz. Allah sizi bilerek seçmiş ve gaybının bilgisini size bahşetmiş, sırrını bil­mekle sizi seçkin kılmış ve kendi kudretiyle sizi değerlendir­miştir. Kendi hidayetiyle size izzet kazandırmış ve kendi bur­hanıyla (mucize ve kerametleriyle) sizi özgün kılmıştır, kendi nurunu size bahşetmiş ve kendi ruhuyla sizi desteklemiştir, yeryüzünde sizlerin halife olmanızı kullarına hüccet ve dinine yardımcı ol­manızı, sırrını koruyanlar, ilmini taşıyanlar ve hik­metinin emanetdarı, vahyinin açıklayıcıları, tevhidinin erkanı, yaratıklarına şahidler, kullarına nişaneler, beldesinde ışık ve yolu­na delil olmanızı istemiştir.
Allah sizleri sürçmelerden korumuş ve fitnelerden emanda kılmış, kirlerden temizlemiş ve her türlü pisliği sizlerden uzaklaştırmış, sizleri tertemiz kılmıştır. Siz de O'nun yüceliği karşısında tazim ettiniz, şanını yüce bildiniz, nimetini övdünüz ve O'nu sürekli andınız, ahdını muhkemleştirip kulluk bağını sağlamlaştırdınız ve O'nun rızası için açık ve gizlide müminlerin hayrına çalıştınız; hikmet ve güzel öğütle O'nun yoluna çağırdınız; O'nun rızası yolunda nefsinizden geçtiniz ve O'nun muhabbeti uğruna uğradıklarınıza sabrettiniz.
Namazı dosdoğru kılıp zekatı verdiniz, marufa emredip münkerden sakındırdınız, Allah uğruna hakkıyla cihad edip O'nun davetini ilan ettiniz; farzlarını açıkladınız ve hadleri (şer-i hüküm ve cezaları) ikame edip belirlenen hükümlerini beyan et­tiniz; sünnetine uyup O'nun rızasına yöneldiniz, kaza ve takdiri O'na bıraktınız, geçmiş peygamberleri tasdik ettiniz. Öyleyse sizi bırakıp başkasına yönelen azar; size sarılan Hakk'a kavuşur, hakkınızı çiğneyen ise zevala uğrar.
Hak sizinledir ve sizdedir, sizdendir ve size yöneliktir, siz hakkın sahibi ve kaynağısınız.
Peygamberlik mirası sizdedir, halk sizin kapınıza gelir ve onların hesabı sizin üzerinizdedir. Hakkı batıldan ayıracak kesin hüküm sizin yanınızdadır; Allah'ın nişaneleri sizdedir, O'nun hükümlerini bildirecek olan sizsiniz, O'nun nuru, açık delili sizin yanınızdadır. Emri size açıklanmıştır.
Size dost olan Allah'a dost olur ve size düşman kesilen Allah'a düşman kesilir. Sizi seven Allah'ı sever, size karşı kin besleyen Allah'a kin besler. Size sarılan Allah'a sarılır. Sağlam yol ve fena yurdunun şahitleri ve bekâ yurdunun şefaatçileri sizsiniz. Kesintisiz rahmet, korunmuş nişane, mahfuz emanet ve insanların imtihan edildikleri kapı sizsiniz. Kim size geldiyse kurtuldu ve size gelmeyen helak oldu.
Siz, Allah'a doğru çağırıyorsunuz ve O'na yönlendiriyorsunuz, O'na iman edip O'na baş eğiyorsunuz, O'nun emrine uyup yoluna halkı irşat ediyorsunuz ve O'nun sözüyle hüküm veriyorsunuz.
Sizinle dostluk bağı kuran saadete erir ve size düşman olan ise kurtuluş yüzü görmez, sizi inkâr eden hüsrana uğrar ve sizden ayrı düşen sapıklığa duçar olur; size sarılan kurtulur, size sığınan güven kazanır, sizi tastik eden selamete kavuşur, size uyan hidayete erişir; size tabi olanın cennettir yeri, size karşı gelenin cehennemdir yuvası; sizi inkâr eden küfre sapar, sizinle harbeden şirke düşer, sizi reddeden cehennemin en alt tabakasında yanar.
Şahadet ederim ki, bu ilahi irade önceden vardı ve bundan sonra da var olacaktır.
Şahadet ederim ki, sizlerin ruhlarınız ve nurlarınız birdir; tertemiz ve pâksınız ve hep birbirinizdensiniz; Allah sizleri nur olarak yarattı ve arşın etrafına yerleştirdi; sonra Allah bizlere ih­sanda bulunup, minnet edip, yücelmesini ve kendi isminin anıl­masını istediği evlere yerleştirdi sizleri. Bizlerin size salât göndermemizi ve sizlerin velayetinizi taşımak nimetini yaratılışımız için esenlik ve nefsimiz için temizlik ve bizler için arınma ve günahlarımız için keffaret kıldı. Böylece bizler Allah indinde sizlerin faziletlerini itiraf edenler ve sizlerin ilahi makamınızı tastik edenler olarak tanındık. Allah'tan, sizleri hiç bir kimsenin ulaşamayacağı ve kimsenin sizinle  yarışamayacağı ve erişmeyi arzu edemeyeceği keramet kazananların en üstün mertebesine ulaştırmasını ve mukarreblerin en mükemmel makamına eriştirmesini ve mürsellerin en yüce derecelerine ulaştırmasını istiyorum. Öyle ki, sizin imamet makamınızın yüceliğini, mevkinizin azametini, şanınızın üstünlüğünü, nu­runuzun tamlığını, menziletinizin güzelliğini, makamınızın se­batını, yerinizin şerefini Allah indindeki mertebenizi O'nun yanındaki değerinizi, O'na olan özelliğinizi ve O'na yakınlığınızı tanımayan, bilmeyen hiç bir mukarreb melek ve mürsel pey­gamber kalmasın. Bu makamınızı şahid, ne bir alim, ne bir cahil, ne bir mümin, ne bir facir, ne bir inat eden tağut, ne bir azgın şeytan ve ne de bu mertebeler arasında bilinç sahibi bir mahluk kalmasın.
Babam ve annem, ailem, malım ve yakınlarım size feda olsun; Allah'ı ve sonra sizleri şahid kılıyorum ki, ben size ve sizin inandıklarınıza iman etmişim, sizin düşmanınıza karşıyım ve sizin reddettiğiniz şeyleri ben de reddediyorum, sizin makamınıza arifim, size karşı gelenlerin sapıklıkta olduklarını biliyorum. Sizin dostlarınızın dostuyum, düşmanlarınızın düşmanıyım; sizin hakkınıza riayet edene ben de riayet ederim, sizinle savaşanla savaşırım, sizin hak bildiğinizi hak bilirim, sizin batıl bildiğinizi batıl bilirim; size itaat ediyorum, hakkınıza ari­fim ve fazliletinize ikrar ediyorum. İlminizi taşıyorum, ahdinize bağlıyım, sizlerin makamınızı inanıyorum, gelişinize iman edi­yorum, dönüşünüzü tastik ediyorum, emrinizi bekliyorum, devletinizin arzusundayım, sözünüze bağlıyım, emrinize amel ediyorum, sizlere iltica etmişim, ziyaretinize gelmişim, kabrinize sığınmışım. Sizi Allah azze ve celle indinde kendime şefaatçi kılmışım, sizin hürmetiniz için Allah'a yakın olmak istiyorum, her zaman her işimde kendi hacetlerimin, isteklerimin reva ol­ması için sizleri (Allah huzurunda) aracı kılmışım; sırrınıza ve aşikar makamınıza iman etmişim, sizler hazır olanınıza da ve gaybette olanınıza da evvel ve sonuncunuza da iman etmişim ve bütün işleri sizlere hevale etmişim, bütün hallerimde sizlere boyun eğmişim, kalbim sizlere teslim olmuştur; görüşüm size tabidir ve yardımım sizin için hazırdır. Umudum şudur ki, Allah sizin vasıtanızla dinini ihya eder ve sizleri kendi istediği günler­de geriye çevirir ve adaleti ikame etmek için sizleri yeryüzünde galip kılar. Ben sizinleyim, size desteğim, sizden başkasıyla değilim. Sizlere inanmışım ve sonuncunuzu da ilkinizi sevdiğim gibi severim.
Sizin hakkınızı inkâr eden, velayetinizden çıkan ve mirasınızı gasbeden, sizler hakkında şüpheye düşen ve sizden ayrılan düşmanlarınızdan, tağuttan ve şeytandan ve onların zalim hiziplerinden Allah'a sığınıyorum, Sizin dışınızda her vasıta ve önderden, ateşe çağıran imamlardan O'na sığınırım.
Allah'tan istiyorum ki, yaşadığım müddetçe beni sizin ve­layetiniz, muhabbetiniz ve dininiz üzerine sabit kılsın ve size itaat etmeğe beni muvaffak etsin ve sizin şefaatinizi bana nasip etsin ve beni sizin en seçkin dotlarınızdan, sizin davetinize uyanlardan, sizin izinizi takip edenlerden, yolunuzdan gidenler­den, hidayetinizle hidayet bulanlardan, zümrenizde mahşere gidenlerden, dönüşünüzde dönenlerden, davetinizde mevki kazananlardan ve huzur döneminizi görenlerden, sizin güçlü döneminizde eli açık olanlardan ve sizi görmek şerefine kavuşanlardan etsin.
Babam, annem, nefsim, ailem ve malım sizlere feda olsun!Allah'a kavuşmak isteyen size gelmelidir, tevhidi bilenler bunu sizden öğrenir, O'na yönelmek isteyen sizin kapınıza gelir.
Ey benim Mevlalarım! Sizin güzelliklerinizi söylemekle bi­tiremem, sizi methetmekle hakkınıza varamam, sizin vasfınızı söylemekle değerinizi açıklayamam, sizler seçkinlerin nu­rusunuz, iyilerin hidayete eriştirenlerisiniz ve Allah'ın hüc­cetlerisiniz; Allah sizinle yaratılışı başlatmış ve sizinle de bitire­cektir. Sizin sebebinize Allah yağmur yağdırır ve sizin hürmeti­nize Allah göğün yere düşmesini önler meğer kendi izni olsun ve sizin hürmetinize Allah zorlukları giderir ve müşkülleri ber­taraf eder; sizin indinizdendir elçilerin indirdiği ve meleklerin getirdiği hükümler sizin yanınızdadır. Ruh-ul Emin (Cebrail) sizin ceddinize (Hz. Ali aleyhisselam'ın ziyaretinde "ceddinize" yerine "kardeşine"  kelimesi söylenilir) inmiştir Allah hiç bir kimseye vermediği makamı size vermiştir; her şerefli sizin şere­finiz karşısında boyun eğer ve her büyük size itaat eder; her güçlü size, faziletiniz için huzu eder ve her şey size nazaran hakirdir, yeryüzü sizin nurunuzla aydınlanmış ve kurtuluşa eren­ler sizin velayetinizle kurtuluşa erişilir, sizin vasıtanızla Allah'ın rızasına kavuşulur ve sizin velayetinizi inkar edene Allah gazap eder.
Babam, annem, kendim, ailem ve malım size feda olsun, sizin anınız diğer anılarla, isimleriniz diğer isimlerle, bedeniniz diğer bedenlerle, ruhunuz diğer ruhlarla, eserleriniz diğer eser­lerledir ve kabirleriniz diğer kabirlerin yanısıradır; oysa sizin isimleriniz ne tatlıdır! Ve nefisleriniz ne değerli ve makamınız ne büyük, mertebeniz ne yüksek ve ahdiniz ne de sağlamdır! Ve va'dınız ne de doğrudur, kelamınız nurdur, emriniz olgunluk, vasiyetiniz takvadır, işiniz hayır, adaletiniz ihsan, yaratılışınız kerem ve büyüklük; şanınız hak, doğruluk ve yumuşaklıktır; sözünüz kesin hükümdür, görüşünüz ilim, hilim ve bilinçtir (yakindir).
Hayırdan söz edildiğinde, hayırın başlangıcı, kökü, dalı, kay­nağı, barınak ve sonucu sizin olduğunuz görülür.
Babam, annem ve kendim size feda olayım; sizi nasıl öveyim ve karşılaştığınız güzel imtahanları sayayım; Allah sizin sebe­binizle bizi zilletten çıkardı, kederlerimizi giderdi, helak olmanın ve ateşin eşiğinde iken bizi kurtardı.
Babam, annem ve kendim size feda olayım; Allah sizin vela­yetinizin sayesinde bize dinin nişanelerini öğretti ve dünyadaki bozukluklarımızı düzeltti. Sizin dostluğunuz sayesinde büyük tevhid nimeti tamamlandı ve tefrika yerine kaynaşma oldu. Sizin velayetiniz sebebiyle farz itaatlar kabul olur ve Kur'an'da vacip kılınan dostluk size aittir. Yüksek dereceler, övülmüş makam ve Allah azze ve celle indinde belirlenmiş yer, büyük mertebe ve kabul olan şefaat size aittir.
Ey Allah'ım! Biz, nazil ettiğine iman ettik ve resulüne uyduk; öyleyse bizi tanıklardan yaz. Ey Rabbimiz! Bizi hidayet ettikten sonra kalbimizi batıla doğru eğme, kendi indinden bize rahmet ihsan et, gerçekten sen çok bağışlayansın. Rabbimiz her türlü eksiklikten uzaktır, Rabbimizin vaadı mutlaka gerçekleşir.
Ey Allah'ın velisi; benimle Allah azze ve celle arasında öyle günahlar var ki, sizin rıza ve hoşnutluğunuz olmasa asla bağışlanmaz. Öyleyse sizi kendi sırrına emin kılan, halkın işle­rinde sizi önder kılan, itaatinizi kendi itaatine dahil eden Allah'ın hakkı hürmetine benim günahlarımı bağışlamasını isteyin ve benim şefaatçilerim olun. Ben size itaat edenim, kim size itaat etse Allah'a itaat etmiş olur ve kim de size karşı gelse Allah'a karşı gelmiş olur, sizi seven Allah'ı sevmiş olur ve size buğzeden Allah'a buğzetmiş olur.
Allah'ım! Eğer ben Muhammed ve onun seçkin ve beğenilmiş Ehl-i Beyt'inden sana daha yakın olan birisini bilseydim onu sana şefaatçi kılardım. Öyleyse kendi üzerine farz kıldığın on­ların hakkı hürmetine Sen'den istiyorum ki ben, onları ve on­ların haklarını tanıyanlardan kıl ve onların şefaatiyle merhamete kavuşanlardan kıl. Sen merhametlilerin en merhametlisisin. Ey Allah! Muhammed ve onun pâk Ehl-i Beyt'ine rehmet ve çok selam gönder. Allah bize yeter, O ne güzel sahiptir.

GERMİYANLI YETÎMÎ VE İBRET-NÂMESİ

GERMİYANLI YETÎMÎ VE İBRET-NÂMESİ

Mahmut KAPLAN- Sirvan KALSIN*
ÖZET
Bu çalısmada Germiyanlı Yetimî tarafından
yazılan Đbret-nâme adlı öğüt manzumesi incelenmistir.
Đncelemede Đbret-nÀme’nin transkripsiyonu ve günümüz
Türkçesine aktarımı yapılmıs; Eski Anadolu Türkçesi dil
özellikleri gösteren metin, dil açısından da
değerlendirilmistir. Çalısmanın sonuna metinde geçen
kelimelerin dizini eklenmistir.


1 Bu makalede dilbilgisi incelemesi ve dizin Yrd. Doç.Dr. Sirvan Kalsın
tarafından yazılmıstır.
* Celal Bayar Üniversitesi Öğretim Üyesi (mahmutkaplan53@hotmail.com) -
Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Öğretim Üyesi (sirvank@hotmail.com)
706 Mahmut KAPLAN- Sirvan KALSIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 4/2 Winter 2009
1. Yetimî’nin Hayatı ve Eserleri:
Đbret-nâme yazarı Germiyanlı Yetimî hakkında kaynaklarda
yeterli bilgiye ulasmak mümkün olmadı. Sair hakkında Tuhfe-i
Nâili’de kısaca, sairin Germiyanlı olduğu ve Seyyidgazi Dergahı
dervislerinden olduğu bilgisi verilerek, Hasan Çelebi ve Âsık Çelebi
tezkirelerinde sair hakkında malumat bulunduğu kaydedilmistir.
Hasan Çelebi, “Vilâyet-i Germiyan’dan Seydi Gâzi ‘Hân kâhında olan
budalânuñ yetîmi ve ‘hân kâh-ı cihanda ser ü pâ bürehne yüriyen
abdâllaruñ bî-‘havf u bîmi idi. Tab ınuñ bu fende i ktidârı îrâd olınan
kelîmât-ı âb-dârından rûsen ü âsikâr ve zâhir ü be-dîdârdur. Bu si r
anuñdur:
Gün yüzüñ görmek diler mehtâb turmaz çigzinür
‘Hâk-i pâyuñ öpmek ister âb turmaz çigzinür
Seb-çerâ&g-ı hüsnüñe pervâne olmısdur kamu
Sev küñ-ile mihr-i âlem-tâb turmaz çigzinür
Pâs-bânuñdur meger seyyâreler eflâkde
Giceler tâ sub ha dek bî- ‘hâb turmaz çigzinür
Mâcerâ-yı esk-içün derd-i derûnum dökmege
Cûy-ı eskümden yaña dûlâb turmaz çigzinür
Ey Yetîmî gözüñ aç cân mur&g ın itdürdüñ sikâr
Đsbu çer‘h olmıs per-i u kâb turmaz çigzinür
(Çelebi, 1989:1076-1077)
Âsık Çelebi’de ise su bilgiler vardır: “Ana tolı’dan livâ-ı
Germiyândan Seydî &Gâzî ‘hâne kâhından olan zümre-i abdâlân ve ser ü
pâ bürehne yürür dîvânegândan idi. Ha k kâ bu ebyâtı kem vâki
olmamısdur. &Gazel” (1969: yk 95a) diyerek Hasan Çelebi’yle aynı
bilgiyi verir ve yukarıdaki gazeli örnek olark kaydeder. Her iki kaynak
da sairin Germiyanlı ve Seydî Gâzi dergahı mensuplarından olduğunu
söyleyip siirlerini beğendiklerini ifadeden öte bir bilgi vermemistir.
Bunun dısındaki kaynaklarda bir bilgiye rastlayamadık.
Sairin gerek Đbret-nâmesi gerekse eldeki tek siir olan
yukarıda metni verilen gazel, onun nazımda basarılı olduğu hususunda
bir fikir vermektedir.. Her iki manzumeden sairin aruzu kullanmada
Germiyanlı Yetîmî ve Đbret-Nâmesi 707
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 4/2 Winter 2009
basarılı olduğu, akıcı bir uslubu bulunduğuna hükm etmek
mümkündür.
Yetimî’nin metnini sunduğumuz Đbret-nâme’si 99 beyit olup
esas itibariyle bir öğüt manzumesidir.
2. Đbret-nâme’nin Muhtevası:
Tak kafiye esasına dayalı bir öğüt manzumesi olan Đbretnâme,
râbıta-i mevt ekseninde insanları uyarmak, ölümü hatırlatarak
iyi ve güzel isler islemeye yöneltmek amacıyla kaleme alınmıstır.
Yetimî söze, gel, Allah’ın rızasını kazan ve Peygamber’in sünnetine
uy, çağrısıyla baslar; dünyanın faniliğini hatırlatarak kendi basından
geçmis gibi su öyküyü anlatır: Ben bu dünyaya aldandım, bağ bostan
düzdüm, zengin oldum, beni bir yere yönetici yaptılar. Sonra bir gün
rahatsızlandım, yatağa düstüm. Çoluk çocuk çevreme ağlasarak
toplandılar. Sonra öldüm. Yıkayıcı geldi, beni yıkadı, kefenledi ve
namazımı kılıp mezarlığa götürdüler. Gömüldüm, kalabalık dağıldı.
Sorgu melekleri gelip bana kabir sorularını sordular. Bütün
yaptıklarımı bir bir hatırlatıp isleyip islemediğimi bana teyit ettirdiler.
Kurtulus yoktu, çünkü her organım yaptıklarını kendisi söylüyordu.
Sonunda iyliklerim kötülüklerden fazla olduğu için kurtuldum.
Sair bu hikâyeyi anlattıktan sonra insanlara kıssadan
çıkarılması gereken hisseyi anlatarak iyilik yapmayı, ibadetlere devam
etmeyi tavsiye ederk yazana, okuyana ve dinleyene haır dua ile
manzumeyi bitirir. Manzume,tarikatta rabıta-i mevt denilen tasavvufî
tefekkürün bir ifadesidir. Sâlik, rabıta-i mevt yoluyla nefsini olumsuz
eylemlerden alıkor, günahlardan sakınarak Allah rızasına ulasmağa
çalısır.
3. Đbret-nâme’nin Dil Özellikleri
Eski Anadolu Türkçesi döneminde yazılmıs olan Đbretnâme,
dönemin özelliklerini büyük ölçüde tasımaktadır. Yer yer
yazımdan kaynaklı ikili kullanımlar ve bazı arkaik yapılar görülmüstür
ancak bunlar oldukça sınırlıdır.
“EAT’de XIII. Yüzyıldan baslayarak, yazım özellikleri belli
kalıplara doğru gitmistir. Baslangıçta daha çok hareke kullanılmıs
daha sonra eklerde ve köklerde belirli kalıplar ortaya çıkmıstır.
Manzum yapıtlarda kalıplasma biraz daha geç gerçeklesmis, Türkçe
sözcüklerde imalenin bolca kullanılması ve bunun yazı ile yakın ilgisi
kalıplasmayı geciktirmistir. Ancak XVI. yüzyılda Arapça ve Farsça
sözcüklerin büyük ölçüde kullanılması ve imalenin çok aza inmesiyle
düz yazıda kalıplasan yazım, manzumelerde de kullanılır olmustur.”
708 Mahmut KAPLAN- Sirvan KALSIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 4/2 Winter 2009
(Canpolat, 1995:250). XVI. yüzyılda yazılmıs olan Đbret-nâme’de de
bu kalıplasma görülmektedir.
Eserin ses ve sekil bilgisi özellikleri asağıdaki gibidir.
3.1. Ses Özellikleri
3.1.1. Ünlü Uyumları:
Đbret-nâme’de damak uyumuna Türkçe sözcüklerde
uyulmustur. Begenmezdüm (11); yiyem (11); sanmayubanı (9).
Bilindiği gibi Eski Anadolu Türkçesi döneminde bazı eklerin
tek biçimli olmasından dolayı kurallı bir dudak uyumundan
sözedilemez. Đbret-nâme’de de bu durum EAT karakteristiğindedir:
Sürüyübeni (44); ölicek (39); yuyıcı (41); yumurladı (46);
tutuldı (79).
e~i
Metnimizde bazı kelimelerin hem i’li hem de e’li yazımları
tanıklanmaktadır:
didiler (79); dediler(80); didüm(80); didüm (75) dedüm (81).
3.1.2. Ünsüz Uyumu
EAT’de bazı eklerin esbiçimcil olmamasından dolayı Đbretnâme’de
de döneme paralel olarak ünsüz uyumundan sözedilemez:
Unutulupdur (55); oúuduúda (71).
3.1.3. Ötümlülesme
t->dtök->
dök- (98); titres->ditres- (16); Bazı örneklerde t
korunmaktadır: ùudaā (18); ùaāıl- (71); turuben (66); tur- (65); ùutul-
(79).
-t->-d-
-t>-d
Metnimizde son seste böyle bir ötümlülesmenin aksine
korunan örnekler tanıklanmıstır: dört (44); gözet- (19)
k->ggel
(1); göñül (4); gör- (21); getür- (18); gözet- (19).
Germiyanlı Yetîmî ve Đbret-Nâmesi 709
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 4/2 Winter 2009
-ú->-āyarlıāar
(49); úılduāı (69); úulaāum (34).
3.1.4. Süreklilesme
b->vber->
vir- (34); bar- >var- (65)
ê>y
aêak >ayaú (30); ıêuúu>uyúu (92); úaêāu>úayāu (26)
3.1.5.Yutulma
-b>-v>ŧ
sub>suv>su (50)
-g>ŧ
kamuā>úamu (28)
-g- >ŧ
eêgü>eyü (10)
3.2. Sekil Bilgisi
3.2.1. Đsim Çekim Ekleri
3.2.1. Đlgi durumu
EAT’de ilgi durumu eki ünsüzle biten kelimelerden sonra
+Uñ; ünlü ile biten kelimlerden sonra ise +nUñ
biçimindedir.(Timurtas, 2005:85) Ekin ünlüsü dudak uyumuna uymaz
her zaman dar-yuvarlaktır. Metnimizde de ilgi durumu +Uñ ve +nUñ
ile karsılanmıstır ancak birkaç örnekte ekin ünlüsün düz-dar (+nıñ;
+ıñ) biçiminde olduğu tespit edilmistir.
dünyÀnıñ yalanı (5); resulıñ sünneti (3).
710 Mahmut KAPLAN- Sirvan KALSIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 4/2 Winter 2009
3.2.2. Belirtme durumu
Timurtas EAT’de kullanılan belirtme durum eklerini +I/
+(y)I; +n (3. kisi iyelik eklerinden sonra); +n-I (3. kisi iyelik ekinden
sonra –n- yardımcı sesi alan +I eki) olarak vermistir. (2005:87)
Gülsevin ise dönemin belirtme durum eklerini +I; +nI ve Ι
olarak vermektedir. Bunlardan +(y)I’nın EAT’nin karakteristiği
olduğunu; Eski Türkçe döneminde yalnızca zamirlere daha sonraki
dönemlerde isimlere de gelmeye baslayan +nI ekinin ise EAT’nin ilk
eserlerinden bazılarında ve sınırlı olarak kullanıldığını bu sebeple
karakteristik olmadığını söylemektedir. (1997:34). Belirtme durum
olarak değerlendirilen +n’nin ise 3. kisi iyelik ekinin parçası olduğu
kanısındadır. Bu durumu da söyle ifade etmektedir: “1. kisi +um; 2.
kisi- uñ eki gibi 3. kisi de de +ın eki vardır; ve tıpkı +um, +uñ
eklerinden sonra nasıl kullanılmamıs bir belirtme hali fonksiyonu
bulunuyorsa, 3. kisi +ın eki üzerinde de kullanılmamıs bir belirtme
hali vardır. Đste söz konusu “+Ι belirtme hali” ekidir.” (1997:15). Ek
için verdiği örneklerden bazıları sunlardır:
Dΰst oldur ki seni anuñ gibi söz söylemege úomaya (Mrzb.
15b.8);
Yine ma'rifet tañrıyı bilmek bolur ve tevhîd tañrıyı birlemek
bolur (Behc.11:6,13) (Gülsevin, 1997:31-33).
Aydur fida úıldım hüseyin içün cÀnumnı (Behc.1:111,29).
Gülsevin (1997:34) asağıdaki kullanımları eksiz belirtme
durumu olarak değerlendirmektedir:
Óaú ta'ala bunlaruñ dükel yazuāın baāıslar (Behc.2:49-
B,13);
Rûzigâruñ acısın datlusın datdum (Mrzb.7a-11).
Đbret-nÀme’de yaygın kullanım +I yönündedir. Gülsevin’in
eksiz belirtme durumu olarak değerlendirdiği +n’li biçimlerin de sık
kullanıldığı görülmektedir.
Umarsaŋ Ha k te âladan cinânı (3)
Đdüp rencîde ança müselmânı (8)
Kodum vârislere evi dükânı (48)
Ölü yüzi sovu kdur kimse ba kmaz
Gel imdi gör bu kez s açın yolanı (37)
Úıvan sen çün rıøÀsın gözle anuŋ (2)
RièÀyet úıl Resūlıñ sünnetini (3)
Germiyanlı Yetîmî ve Đbret-Nâmesi 711
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 4/2 Winter 2009
Bilindiği üzre ÀzÀd sözcüğü ol- yardımcı fiiliyle
kullanıldığında nesne almaz ancak kıl- yardımcı fiiliyle
kullanıldığında nesne alır.
Hele ‘hayrüm ziyâde geldi serden
Bi- hamdillâh ki âzâd oldum anı (83) beyitinde “âzâd
oldum” kullanımında “ol” zamirinin ayrılma durumu ile kullanılması
beklenirken “anı” biçiminde belirtme durumu ile kullanılmıstır.
3.2.3. Yönelme durumu
EAT’de yönelme durumu eki +A’dır. Ünlü ile biten bir
kelimeye geldiği zaman araya –y- yardımcı sesi gelmektedir. Đbretnâme’de
de yönelme durum +A ile karsılanmaktadır. Ecel k ay&gusına
düsdüm ne diyem (26)
Sefî eyle bize ol mihribânı (96)
Birkaç örnekte yönelme durumu eki +A bulunma durumu
isleviyle kullanılmıstır.
Bürâzer bu cihana kimse kalmaz (63)
3.2.4. Bulunma durumu
+dA biçimindedir. Bir örnekte yönelme isleviyle
tanıklanmıstır.
Mu sallâda getüren kodı bir dem (65).
3.2.5. Ayrılma durum
Metnimizde EAT döneminin özelliği olarak ayrılma durum
ifadesi her zaman +dAn eki ile sağlanmıstır.
Sa îd ol k ı s samızdan hi s sedâr ol (92)
Hele ‘hayrüm ziyâde geldi serden (83).
3.2.6. Fiil Çekimi
Fiil çekimnde EAT’den herhangi bir farklılık göstermez.
Haber ve dilek kiplerinin çekiminde, fiilimsilerin ve fiil türetme
eklerinin kullanımında EAT karakteristiğindedir.
712 Mahmut KAPLAN- Sirvan KALSIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 4/2 Winter 2009
4. Sonuç
Karakteristik bir Eski Anadolu Türkçesi metni olan Đbretnâme
akıcı bir üslûp ile kaleme alınmıstır. Sairin vezni kolay bir
biçimde kullanma basarısını göstererek; manzumesini didaktik
kuruluktan kurtardığı etkili bir anlatım yolu yakaladığını
söyleyebiliriz.
5. Metin
HAZÂ DÂSTÂN-I ĐBRET-NÂME2
Me fâ î lün/ me fâ î lün/ fe û lün
Bismi’llahi’r-ra hmani’r-ra hhîm Günümüz Türkçesi ile:
1b.1.Gel imdi kıl taleb sâh-ı cihanı Gel simdi insanların ve cinlerin yaratıcısı
Ki ya nî ‘Hâlı k-ı ins-ile cânı olan cihanın sahını iste.
2. Kıvan sen çün rı&zâsın gözle anuñ Sen kıvan, onun rızasını gözle; mekân-
Budur emri ‘Hudâ-yı lâ-mekânuñ dan münezzeh Tanrı’nın emri budur.
3.Ri âyet kıl Resûlıñ sünnetini Yüce Allah’tan cennetleri umarsan
Umarsañ Ha k te âlâdan cinânı Peygamber’in sünnetine uy.
4.Göñül ba&glama dünyâ-yı denîye Alçak dünyaya gönül bağlama; bilirsin,
Be kâsuzdur bilürsin isbu fânî bu bu dünya fanidir, geçicidir.
5.Buña aldanma zinhâr ey birâzer Ey kardes yalanı çok olan bu kahpe
Ki ço kdur kahbe dünyânıñ yalanı dünyaya sakın aldanma.
6.Buña uydum beni ma&grûr kıldı Ben buna uydum, beni mağrur etti;
Düzetdüm bunda bâ&g u bûstânı burada bağ bahçe kurdum.
7.&Ganî oldum cihan milkinde bes gün Dünya mülkünde bes gün zengin oldum,
Ki hâkim itdiler bir yere beni beni bir yere yönetici yaptılar.
8.Kime adl ü kimine cevr iderdüm Kimine adalet, kimine eziyet ederek
Đdüp rencîde ança müslimânı birçok müslümanı rencide ederdim.
9.Alurdum mâlını zulm-ile ‘hal kuñ Sonunu (ölümü) düsünmeden halkın
Yir-idüm soñunı sanmayubanı malını zorla alıp yerdim.
10.Eyü ata binüp a tlas geyerdüm Atlas elbiseler giyip iyi ata binerek gül
Gezerdüm ben ser-â-ser gülsitânı bahçesini bastan basa gezerdim.
11.Begenmezdüm yiyem degme ta âmı Değme yiyecekleri beğenmez, vücudumu
Bu resme besler-idüm cism ü cânı özenle beslerdim.
2a.12.Ölüm añmaz-ıdum hergiz cihanda Bu dünyada ebedi kalacağımı sanır,
Ebed kalam sanurdum câvidânî ölümü asla anmazdım.
13. Karanlı k dünyanıñ nîk ü bedinden Karanlık dünyanın iyisinden kötüsünden
2 Hazâ Dâstân-ı Đbret-nâme, Süleymaniye Kütüphanesi, Đbrahim
Efendi,588/8.
Germiyanlı Yetîmî ve Đbret-Nâmesi 713
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 4/2 Winter 2009
Đdüp oturmıs-ıdum bir zemânî edinip bir zaman oturmustum.
14.Esit imdi baña nâ-gah ne oldı Ansızın gelen ilahî emirle
Erisdi çün ka&zâ-yı nâ-gehânî birdenbire bana ne olduğunu isit:
15.Beni dutdı ısıtma basum a&grır Beni tutan sıtma, basımı ağrıtıp yabanı
Komadı gezmege kudret yabanı gezecek güç bırakmadı
16.Süñüküm ditresüp beñzüm sarardı Kemiklerim titresip benzim sarardı, (bu
Kurutdı komadı cismümde kanı illet) cismimde kanımı kurutup tüketti.
17.Beni sâ hib-firâs idüp yaturdı Canıma ölüm belirtisi düstü; beni yatağa
Ki düsdi cânuma ölüm nisânı üsürüp yatırdı,
18. Tuda&gum kurudı &gâyet su sadum Dudağım kurudu çok susadım; bana
Getürdiler sarâb-ı er&gavânı erguvan renkli sarabı getirdiler.
19.Gözetdüm dört yaña gördüm ‘halâyı k Baktım dört yanıma yaslı
Yı&gılmıs üstüme pîr ü cevânı genç hizmetçiler üstüme üsüsmüs.
20.Na zar kıldum yanumda bir melek var Baktım yanımda bir melek var. Onun
Kim añladum odur cânım alanı canımı alacağını anladım.
21.Anı gördükde a klum zâ’il oldı Önu görünce aklım basımdan gitti;yeri
Bilimezven zemîn ü âsumânı göğü fark edemez oldum.
22.Dilüm hiç söylemez oldı tutuldı Dilim tutuldu, hiç konusamaz oldu;
Đsâret birle ben ça&gırdum anı isaretle onu çağırdım.
23.Didüm bi’llâhi diñle nite geldüñ Allah için söyle dedim: Niçin geldin
Didi kab&z itmege rû h-ı revânı Ruhunu almaya geldim dedi.
24.Didüm bir dem emân di baña lu tf it Bir kez bana aman ver dedim. Hiç
Didi kimseye virmez[em] emânı kimseye aman vermem dedi.
2b.25.Ba kar gözüm velâkin söylemez dil Gözüm bakar fakat, dilim söylemez
Mu ha k ka k oldı ölüm tercümânı oldu; bu tam ölüm tercümanı oldu.
26.Ecel kay&gusına düsdüm ne diyem Almak üzere canı gırtlağıma getirdi; can
Getürdü ‘hul kuma alma&ga cânı korkusuna düstüm, ne diyeyim?
27.Zen ü ferzend ü hem kavm ü karâbât Karım, çocuklarım yakınlarımın hepsi
Benüm çün kamu iderler fi&gânı benim için feryat ettiler.
28.Atam anam bas açup zâr eyler Babam, annem basını açıp ağlar;
O&gul kız kamu iderler fi&gânı oğullarım, kızlarım feryat eder.
29.Bu hâlet geldi basa çâr u nâ-çâr Basıma bu hal geldi, çaresiz imdat
Meded didüm esitmez kimse beni dedim, kimse beni duymaz.
30.Aya&gum geh çeküp geh uzaduram Ayağımı bazan uzatıp bazan çekerim. Bu
O halde añlaram gözüm yumanı durumda gözümü kapatanı anlarım.
31.Kim eydür öldi kim eydür diridür Görenler göğsüme el koyup kimi ölü,
Görürler gögsüme el urubanı kimi diri der.
32.Usa‘h o&gullarum a&glasdı cümle Beni bu güçsüz halde gören
Görüp bu hâlde ben nâ-tüvânı çocuklarım, oğullarım ağlastı.
33 Halâlum el urup yırtar yüzüni Esim, eyvah evimin koruyucusu gitti
Dirî&gâ gitdi evüm pâsubânı diye elini yüzüne vurup yırtar.
34. Kula&gum isidür her ne ki derler Kulağım her söyleneni isitir fakat, dilim
Cevâbın viremez lâkin lisânı cevabını veremez.
35.Nefes kesildi tenden gitdi cânım Henüz yol armağanı hazırlanmadan nefes
Henüz düzülmedi yol arma&ganı kesildi, tenden canım gitti.
714 Mahmut KAPLAN- Sirvan KALSIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 4/2 Winter 2009
36.Gözüm a&gzum yumuldı bildüm öldüm Gözüm, ağzım yumuldu öldüğümü
Ha kî kat ol melek ayırdı cânı anladım. Doğrusu o melek ruhu ayırdı.
37.Cisim kaldı dösek içinde mecrû h Cismim dösekte yaralı kaldı.
Gel imdi gör bu kez saçın yolanı Gel simdi bu kez saçını yolanı gör.
3a.38.Yüzüm örterler a slâ kimse görmez Yüzümü örterler, asla kimse görmez;
Çı kar nide iverler ‘hânedânı hemen evi terkedip çıkar, giderler.
39.Diri iken isterler-imis3 (Kisiyi) sağken isterlermis,
Kaçar imis ölicek dûsitânı ölünce dostları kaçarmıs.
40.Ölü yüzi sovu kdur kimse ba kmaz Ölünün yüzü soğuktur, kimse bakmaz.
Unudurlar-ımıs tizcek öleni Öleni çabucak unuturlarmıs.
41.Su ılındı yuyıcı geldi ol dem Su ısındı, yuyucu geldi; halkın tüm
Gelüp cem oldı hep hal kuñ tuyanı duyanları gelip toplandı.
42.Hem is kâ t-ı salât [u] savm u îmân Dilenciler de iskât-ı salat, oruç ve im
Đdüp her sâ’il aldı dirhemânı yapıp dirhemleri aldılar4.
43. Ta âm eylediler ol hinde yindi Yemekler hazırlandı, yendi; yemeği
Segirdüp ‘hizmete baslar toyanı yiyip doyan hizmete kosturdu.
44.Yapısdılar dösege dört yañadan Dört yandan döseğe yapısıp beni
Beni kaldurdılar sürüyübeni sürüyerek kaldırdılar.
45.Benüm ‘halvetde soydılar geyesüm elbiselerimi tenha bir yerde soydular; ne
Ne aybum var-ısa oldı ayânı aybım varsa ortaya çıktı.
46.Çı karup ra hmeti kodılar anda Yıkayıcı o anda, kenara konulan
Yumurladı yuyucı aldı anı sadakayı toparlayıp aldı..
47.Bir a kça ‘hayr içün sarf itmez-iken Hayır için bir akça harcamazken (simdi)
Kaparlar câme ile câmedânı elbiseyi, elbiseliği kaparlar.
48.Ne kim mâl cem idüp oldı ya sadum Topladığım mal servet ne varsa
Kodum vârislere evi dükânı ev dükkân hepsini varislere bıraktım.
49.Heman ‘hayr itdügi kalur gisiye Kisiye sadece yaptığı hayır, iyilik
Ki Tañrı yarlı&gar ‘hayr eyleyeni kalır. Tanrı da hayır yapanı bağıslar.
50.Birisi su koyar ol bir beni yur Biri su koyar, öbürü beni yıkar; Tanrı
Ditirer ‘havf -ı Ha kdan üstü‘hânı korkusundan kemikleri titrer.
3b.51.Kefen sarup beni tabuta koyup Beni kefene sarıp tabuta koyarak
Getürür nevbet ile yorulanı yorulan ile nöbetlese götürürler.
52. Mü’ezzin bañ virür eydür salâdur Müezzin bağırıp sala verir; herkes ölenin
Esidür ‘hâ s u âm kimdür öleni kim olduğunu öğrenir.
53.Kim’öñümce kimi ardınça a&glar5 Kimi önümde, kimi arkamdan ağlar. Ben
Esidürem kim ise a&glayanı kimin ağladığını isitirim.
54.Niçe evler ‘harâb iden ölümdür Nice evler harap eden ölüm, ayrılanları
Kavısdurmaz ölüm hîc ayrılanı bir daha kavusturmaz.
55.Niçe sevgülüler6 unutulupdur Pek çok sevgilililerin adı sanı kalmamıs,
3 Bu mısrada vezin tutmuyor.
4 Đskât-ı salât: Ölenin namaz borçlarından kurtulması için kılamadığı namazlar
karsılığı verilen para, sadaka.
5 Metinde “kimi” kelimesi vezin gereği “kim” olarak yazıldı.
6 Sevgülüleri kelimesi vezin gereği sevgülüler biçiminde yazıldı.
Germiyanlı Yetîmî ve Đbret-Nâmesi 715
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 4/2 Winter 2009
Gidüpdür kalmayup ad-ile sanı unutulup gitmistir.
56.Niçe ata vü ana eyleyüp âh Birçok ah eden ana babanın dumanının
Sanursın göklere çı kdı du‘hânı göklere çıktığını sanırsın.
57.Selâ tinler zebundur mevt elinden Sultanlar ölümün elinden düskündür.
Sarâyından ayırdı niçe ‘hânı (Ölüm) pek çok hanı sarayından ayırdı.
58. Kanı benüm diyenler bu cihanı Hani bu dünya benimdir diyenler? Ayak
Aya k altında yaturlar nihânî altında kaybolmus yatarlar.
59. Kanı Hürmüz kanı ‘Husrev kanı Cem Hani Hürmüz, hani Hüsrev, hani Cem?
Unutduñuz mı Sâmı Kahramânı Sam’ı, Kahraman’ı unuttunuz mu?
60. Kanı Kay ser gibi an kâ-yı devrân Nerede zamanının anka gibi Kayseri?
Zemînüñ ka rı oldı âsiyânı Yuvası yerin altı oldu.
61.Ya kanı evliyâlar enbiyâlar Ya Peygamberlik ülkesinin mutluları
Risâlet kisverinüñ kâmurânı evliyalar, peygamberler nerede?
62.‘Hu sû sâ mefhar-i âlem Mu hammed Özellikle alemin övüncü, bulutun
Se hâb iken o sâhuñ sâyebânı gölgelik yaptığı Hz. Muhammed nerede?
63.Bürâzer bu cihana kimse kalmaz Ey kardes, bu dünyada hiç kimse kalmaz.
Ölüm ne ya‘hsı kor ne ‘hod yamanı Ölüm ne iyi ne kötü kimseyi bırakmaz.
4a.64.Beni götürdiler çün kabre to&grı Beni Birçok sokak dolastırarak kabre
Yürütdiler niçe so ka k tolanı doğru götürdüler.
65.Mu sallâda getüren kodı bir dem Beni getiren musallaya bıraktı; imam öne
Đmâm turdı ilerü varıbanı doğru ileri varıp durdu.
66.‘Halâyı k turuban saf saf uyuban Genç yaslı bütün hizmetçiler saf saf
Derildi bir yire pûr u sübânı durup (imama) uydular.
67.Đmâm cehr-ile dir Allâhu ekber Đmam sesli olarak Allahu ekber der,
Uyup anuñ didügin dir kalanı7 cemaat uyup onun dediğini tekrarlar.
68.Selâm virüp du â kıldı cemâ at Cemaat namaz kılıp, Allah’ım bu öleni
Đlâhî yarlı&ga isbu fulânı affet diye dua etti.
69. Salâtum kıldu&gı demde getürüp Namazımı kılıp beni kabrime getirdiler;
Getürüp sinüme diñle beyânı olayı dinle.
70.Beni çün kodılar kabrüm içine Beni kabre koyunca üsüserek üzerimi
Türâbıla yumurlar üsübeni toprakla örterler.
71.O kudılar çü Yâsîni müselsel Sürekli yasin okudular, Kur’an okuyunca
Ta&gıldılar o kudu kda Kurânı dağılıp gittiler.
72.Belürdi bir sadâ ol dem[de] nâ-gâh8 O anda birdenbire bir ses duyuldu;
Gelür Münkür9 Nekirile revânı Münker ve Nekir birlikte gelir.
73.Yir iki yarılur heybetlerinden Heybetlerinden yer ikiye ayrılır;
Görürem esvedânı ezre kânı10 esvedanı, ezrakanı görürüm.
74. Sorup Rabbümi dînümi nebîmi Allahımı,dininimi, peygamberimi
Havâle kıldı odlu bozdo&ganı sordular, atesli topuzu salladılar.
75.Didüm Rabbumdur Allâh dînüm Đslâm Dedim, Rabbim Allah, dinim islam,
Mu hammeddür resûlüm yo k gümânı peygamberim süphesiz Muhammed’dir.
7 Metinde “uyuban” kelimesi “vezin” gereği “uyup” biçiminde yazıldı.
8 Metinde “bilürdi” olan kelime “belürdi” olarak düzeltildi.
9 “Münker” metinde “Münkür” olarak harekelenmistir.
10 Ezrekân kelimesi metinde “erzekân” biçiminde harekelenmis.
716 Mahmut KAPLAN- Sirvan KALSIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 4/2 Winter 2009
76.Didiler söyle imdi her ne kıldıñ Simdi ne yaptın söyle dediler: Bu
Getürdiler öñüme yazılanı dünyada hayır ser ne yaptıysam sırasıyla
4b.77.Ne kim bu dünyâda ‘hayr ü ser itdüm yazılı olarak önüme getirdiler.
Kamu tertîbile evvel ü sânî
78.Çü gördüm sâbı kâ ‘hayr islerümi Eski hayır islerimi görünce hemen
Hemân i krâra geldüm râyigâni kolayca ikrar ettim.
79.Dediler serrüñi da‘hı di imdi Đslediğin serleri de söyle deyince
Tutuldı söylemez oldı zebânı dilim tutuldu, söylemez oldu.
80.Dediler isbu serr isi kim itdi Bu ser isi kim isledi, dediler. Onu
Didüm bilmem ben anı isleyeni isleyeni bilmem dedim.
81.Dediler ger güvâh olsa ne dersin Eğer tanık olsa ne dersin, dediler. Dedim
Dedüm kanı getürüñ sâhidânı nerede, getirin sahitleri.
82.Aya&gum ellerüm itdi sehâdet Ayağım ellerim sahitlik etti.Adil sahitleri
Esitdüm sâhidân-ı âdilânı dinledim.
83.Hele ‘hayrum ziyâde geldi serden Hele iyiliğim serden ağır geldi de
Bi- hamdillah ki âzâd oldum anı Allah’a sükür ki ondan kurtuldum.
84.‘Halâ s oldum kamu derd ü elemden O anda bütün dert ve elemlerimden
Bu resme kaldum anda sâdumânî kurtularak çok sevindim.
85.Cevâbın çünki ben virdim olaruñ Ben onların cevabını böylece verince
Baña ar&z eylediler müjdegânı11 beni müjdelediler.
86.Olar kim virmeye Münkir cevâbın Münker’in cevabını veremeyenlerin yeri
Cehennemdür bilüñ anuñ mekânı bil ki cehennemdir.
87.‘Hudânuñ emridür hiç kılmaz ârâm Allah’ın emridir, zebani hiç durmadan
Döger otlu topuzıla zebânî dinlenmeden atesli topuzla döver.
88. Kalur dâ’im azâb içinde miskîn Zavallı sürekli azap içinde kalır.Rabbim
Đlâhî kimseye gösterme anı onu kimseye gösterme.
89.Eliñde var-iken fevt itme fur sat Elinde fırsat varken kaçırma; Tanrı
Ta saddu k kıl ‘Hudâ yolına nânı yolunda sadaka ver.
5a.90. Kimesne ‘hâ tırın yı kma cihanda Dünyada kimsenin hatırını yıkma.
Ki Ha k sevmez bilürsin mûziyânı12 Bilirsin ki Allah zarar verenleri sevmez.
91.Namâzıñ kıl oruç tut vir zekâtı Namazını kıl, orucunu tut, zekâtını ver
Ki haccitmek gerek kâdir olanı gücü yetenin de haccetmesi gerek.
92.Sa îd ol kı s samızdan hi s sedâr ol Gözünü aç, uykudan uyan, özünü tanı
Gözüñ aç uy kudan özüñi tanı kıssamızdan hisse alıp mutlu ol.
93.Hevâya tâbi olup nefse uyma Hevaya bağlanıp nefsine uyma.
Bula sanma zafer nefse uyanı Nefse uyanın zafer bulacağını sanma.
94.Đlâhî umaruz göster cemâlüñ Allahım, cemalini görmeyi umarız;
Đnâyet eyle dime “len-terânî” Yardım et, len-terânî deme.13
11 Metinde “mezdegan” biçiminde yazılan kelime “müjdegan” olarak yazıldı.
12 Metinde “kimse” kelimesi vezin gereği “kimesne” olarak yazıldı.
13 Len-terânî: “Musa tayin ettiğimiz vakitte gelip de Rabbi ona hitab edince:
"Ya Rabbi" dedi. "Göster bana zatını, bakayım Sana!" Allah Teala söyle cevap verdi:
"Sen Beni göremezsin. Ama simdi su dağa bak, eğer yerinde durursa sen de Beni
görürsün!" Derken Rabbi dağa tecelli eder etmez onu un ufak ediverdi. Musa da
düsüp bayıldı. Kendine gelince dedi ki: "Sübhansın ya Rabbî, her noksanlıktan
Germiyanlı Yetîmî ve Đbret-Nâmesi 717
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 4/2 Winter 2009
95.Be- ha k k-ı sûre-i Tâhâ vü Yâsin Allahım,Yasin, Taha ve Fatiha sureleri
Be- ha k k-ı sûre-i Seb al-mesânî ve Hz. Muhammed’in hürmetine
96.Mu hammed hürmet-içün yâ Đlâhî bize o sevgili peygamberi Hz.
Sefî eyle bize ol mihribânı Muhammed’i sefaatçi eyle.
97.Bu Đbret-nâmeyi na zm eyler-iken Dertli, Germiyanlı Yetimî bu Đbret-
Yetîmî derdmend-i Germeyânî14 nâmeyi nazm ederken isyan denizine
98.&Garî k-ı ba hr-ı i syân oldu&gıyçün gark olduğu için gözlerinden inci
Dökerdi gözleri dürr-i girânı gözyasları dökerdi.
99.Đlâhî ra hmet eyle isbu na zmı Allah’ım bu manzumeyi okuyanı, yazanı
O kuyanı yazanı diñleyeni ve dinleyeni bağısla.
6. DĐZĐN
A
aç- ad, âdilân, adl, a&ggla-,a&gglas-,a&ggrı,a& gız,âh,a kkça, a kkl,al-, aldan-,
Allâh,alma&gg,alt, âm,ana,ança,anda,anı, an kkâ, añla-, añ-, anuñ, ârâm,
art, arma&ggan, ar&zz,a sslâ, âsümân, ata, a ttlâs, aya kk, ayân, ayb, ayır-
,ayrıl-, azâb, âzâd,
B
bâ&gg,ba&ggla-,ba hhr,ba kk-, bañ, baña, bas, basla-, bedin begen-, be kkâsuz,
ben, beñ(i)z, besle-, bes, beyân, bı- hha k kk, bi, bi’llâhi, bil-, bin-, bir,
birâzer, biri, birle,biz, bozdo& gan, bu, bul-, buña, bunda, bûstân
C
câme, cân, câvidân, cehennem, cehr, cem, cem , cemâ at, cemâl,
cevâb, cevân, cevr, cihan, cinân,cisim, cism, cümle.
Ç
ça&ggır-, çâr u nâ-çâr, çek-, çı kk, ço kk, çü, çün, çünki
D
da‘hı,dâ’im,dâstân,de-, degme, dem, denîderd, deril-, dermend, dil,
diñle-, dîndirhemân, diri, dirî&ggâ, ditire-, ditres-, dög-, dök-, dört,
dösek, du‘hân, du â, dûsitân, dut-, dükân, dünyâ, dürr-i girân, düs-
,düzet-, düzül- devrân,
münezzeh olduğun gibi, dünyada Seni görmemizden de münezzehsin. Bu talebimden
ötürü tövbe ettim. Ben ümmetim içinde Seni görmeden iman edenlerin ilkiyim!”
(A’raf, 143.)
14 Metinde “dermned” biçiminde olan kelime “dermend” olarak yazıldı.
718 Mahmut KAPLAN- Sirvan KALSIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 4/2 Winter 2009
E
ebed, ecel, ekber, el, elem, emân, emr, er& gavân, eris-, esvedân, esit,
ev, evvel, ey, eydür, eyle-,eyü, ezre kkân
F
fânî, ferzend,fevt, fi&ggân, fulân, fur ssat.
G
ganî, garî kk, gâyet, geh, gel-, ger, gerek, Germeyânî, getür-gey-,
geyesü, gez-, gibi, gisi, git-, gög(ü)s, gök, göñül, gör-, göster-, gözet-,
gözle, göz, gülsitân, gümân, gün, güvâh
H
hacc, ha kk, Ha kk, h ha kkî kkat, halâl, ‘halâ ss, ‘halâyı kk, h hâl, hâlet, ‘hâlı kk, ‘hal kk,
‘h alvet, hamdillâh, ‘hân, hânedân, ‘hâ ttır, ‘Husrev, ‘harâb, hâ ss, hhavâle,
havf, hayr, hazâ, hele, hem, hemân, henüz, hep, her, hergiz, hevâ,
heybet, hîc, hiç, hîç, hin, ‘hi s ssedâr, ‘hizmet, ‘hudâ, hürmet, hürmüz,
I
ılın-,ısıtma.
Đ
Đbret-nâme, iç,içün, iken,iki, i kkrâr, Đlâhî, ile, ilerü, imâm, îmân, imdi,
inâyet, ins, ise, is kkâ tt-ı ssalat, islâm, iste-, i ssyân, isâret, isbu, isi, is,
isle-, it-, iv-,
K
kkabr, kab&zz, kaç-, kâdir, kkahbe, kkahramân, kalam, kkal-, kkamu, kkanı,
kkânı, kkap-, kkarâbât, kkaranlı kk, kkavısdur-, kkavm, kkay&ggu, kay sser,
ka&zzâ,kefen,kesil-, kez, kıl-, kı s ssa, kkıvan-, kız, ki, kim, kimesne, kimse,
kko-, kkoy-, kudret, kkulaú, KKurân,
kkuru-, kkurut-,
L
lâkin, lâ-mekân, len-terânî, lisân,l u ttf,
M
ma&ggrûr, mâl, mecrû hh, meded, mekân, melek, mevt, mihribân, milk,
miskîn, mu hha k kka kk, mu hhammed, mûziyân, mü’ezzin, münkir, münkür
nekir, müselmân, müselsel, müzdegân,
Germiyanlı Yetîmî ve Đbret-Nâmesi 719
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 4/2 Winter 2009
N
nâ-gâh, nâ-gehânî, namâz, nân, natüvân, na zzar, na zzm, ne, nebî, nefes,
nefs, nevbet, niçe, nide, nihânî, nîk, nisân, nite,
O
o, od, odur-, o&ggul, o kku-, ol-ol, olar, oruç, ot, otur-öl-, ölü, ölüm,
öñ,’öñümce, ört-öz,
P
pâsubân,pîr,pûr,
R
rabb, ra hhmet, râyigân, rencîde, resm,
resûl, revân, rı&zzâ, rû hh,
S
sâ’il, sâbı kkâ, saç, saf, sâ hhib-firâs, Sa îd, ssalâ, salât, Sâmı, ssanısân,
ssarar-, sarây, ssarf, ssar-, ssavm, seb al-mesânî, segird-, selâm, selâ ttîn,
sen, ser-â-ser, sevgülü, sev-, sin, soñ, sor-,sovu kk, soy-, söyle-, su, sûre,
su ssa-, sünnet, süñük, sürü-
S
sâdumânî, sâh, sâhidân, sarâb, sefî , sehâdet, ser, sübân,
T
ta âm, ttâbi , tabut, ta&ggıl-tâhâ, taleb, tanı-, Tañrı, ta ssaddu kk, te âla, ten,
tercümân, tertîb, tizcek, topuz, toy-, tuda&gg, tur, tut-, ttutul-, ttuy-, türâb,
U
um-, unud-, ur-, usa‘h, uy-uy kku, uzad-,
üstü‘hân, üst-, üsü-,
V
var, var-, vâris, velâkin, vir-,
720 Mahmut KAPLAN- Sirvan KALSIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 4/2 Winter 2009
Y
yâ, yaban, yan, yaña, yañadan, ya ni, yapıs-, yarıl-, yarlı&gg, yarlı&ggaya
ssa-, yâsin, yatur-, yaz-,Yetîmî, yı&ggıl-, yı kk-,yırt-, yin-, yir, yi-yo kk,
yol,yorul-, yum-, yumul-, yumurla-, yur, yuyıcı, yüz,
Z
zâ’il, zzafer, zâr, zebânî, zebûn, zekât, zemân, zemîn, zen, zinhâr,
ziyâde, zulm
KAYNAKÇA
Asık Çelebi, Mesâ irü’s-su arâ, Tezkere,haz. G. M. Meredith Owens,
London 1969, yk. 95a.
CANPOLAT, Mustafa, Mecmuatü’n-Nezair, TDK, Ankara 1982.
GÜLSEVĐN, Gürer, Eski Anadolu Türkçesinde Ekler, TDK, Ankara
1997.
GÜLSEVĐN, Gürer, Boz, Erdoğan, Eski Anadolu Türkçesi, Gazi
Kitabevi, Ankara 2004.
Hasan Çelebi, Tezkiretü’s-su arâ, C II, Ankara 1989.
TĐMURTAS, Faruk Kadri, Eski Türkiye Türkçesi XV. Yüzyıl Gramer-
Metin- Sözlük, Akçağ, Ankara 2005.
Germiyanlı Yetîmî ve Đbret-Nâmesi 721
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 4/2 Winter 2009
722 Mahmut KAPLAN- Sirvan KALSIN
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 4/2 Winter 2009