KARIŞIK

30 Ocak 2024 Salı

 ŞEYH HASAN ESAD BAĞDADİ

Adana/Kozan
Adana'nın Kozan İlçesi Kozan Kalesi eteklerindeki Şeyh Hasan Esad Bağdadi türbesi Alevi türbesidir..
Şeyh Hasan Esad Bağdadi Kozan Kalesinin fethi esnasında atı ile birlikte düşerek şehit olmuştur.. Büyük bir alim olarak bilinmektedir..




25 Ocak 2024 Perşembe

 Seyit Cemal Sultan Türbesi :Kütahya






Seyit Cemal Sultan Kimdir:
Hacı Bektaşi Veli’nin halifelerindendir.
1280 senesinde doğmuş, 1365 senesinde vefat etmiştir.
Türbede bulunan yazıtta Peygamberimizin 16. torunu ve Musa-i Sani’nin çocuğu olduğu belirtilmektedir.
Seyyid Cemal Sultan’ın Afyon, Kütahya ve Eskişehir’de Kemal Sultan olarak anılmakta ve bilinmektedir.
Derviş Cemal Ocağı’nın kurucusudur.
Türbenin Durumu:
Türbe 2011 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünce restorasyonu tamamlanmış ve halkın ziyaretine açılmıştır.
Türbe kesme taştan yapılma olup 700 yıllık bir geçmişe sahiptir.
Türbe iki bölümden oluşmuştur.
Birinci bölümde Mehmet ve Ahmet adındaki iki kişinin mezarı bulunmaktadır.
İkinci bölümde ise Seyit Cemal Sultan’ın mezarı bulunmaktadır.
Türbenin bahçesinde sekiz tane üstü açık mezar bulunmaktadır ve bunlardan biri Gözcü Bal’a aittir.
Restorasyon Sonrası Türbe
Ziyaret Nedeni:
Her yıl 15 Mayısta düzenlenen Seyit Cemal Sultan Anma Etkinlikleri türbede yapılmaktadır.
Yöre halkı ve çevre illerden gelenler tarafından sıklıkla ziyaret edilmektedir.
Seyit Cemal Sultan’ın vefat ettiği yer Döğer Kasabası Çakırlar Mevkii olduğu için türbe Çakırlar Tekkesi olarak da anılmaktadır.
Alevi-Bektaşi canlar tarafından ziyaret edilen türbede kurban kesilir, adak adanır ve Cem törenleri yapılır.
Menkıbeler:
1-) Hacı Bektaşi Veli’nin en sevdiği halife olarak anılan Seyit Cemal Sultan’ı tüm halifelerinin en önünde tutarmış ve sık sık sırtını sıvazlayarak “Cemal’imdir, Cemal’imdir, Cemal’imdir” diyerek sevgisini
SEYİT CEMAL SULTAN
Hacı Bektaş Veli düşüncesine bağlı olarak Türkmen Dervişlerinin çalışma gerçekleştirdikleri diğer önemli bir bölge Kütahya’dır.
Kütahya’da Türkleşme süreci XIII. yüz yıldan itibaren yoğun ve artan oranda artmaya başlamıştır.
(Turan,1993,57) Bölgede Türkmen Dede ve Babaların etkinlikleri de aynı dönemde görülmektedir.
Altıntaş yöresi ve çevresinde faaliyet gösteren Seyit Cemal Sultan Kütahya ve çevresinde Hacı Bektaş Veli düşüncesinin en önemli temsilcisidir.
Hacı Bektaş Veli velayetnamesinde Seyit Cemal Sultan ile ilgili bilgiler bulunmaktadır.
Hacı Bektaş Hünkar Ahmet Yesevi’nin emriyle Rum ülkesine gelip Sulucakarahöyük’te yerleştikten sonra ünü her yana yayıldı.
Her taraftan ziyaretine gelenler çoğaldı.
Kimi gelir nasibini alır giderdi, kimi gelir kalır hizmet ederdi.
Kimisini de Hünkar bir yere yollar, kendisine halifelik verirdi.
Halife olan gittiği yerde Mürit, Muhip edinir, halkı uyarırdı.
Hacı Bektaş Hünkar otuz altı bin çerağ uyarmış, otuz altı bin halife dikmişti.
Bunların Üç yüz altmışı gece gündüz Hünkarın huzurunda hizmette bulunurdu.
Hünkar ahrete göçünce (Hakka yürüyünce) onların her biri Hünkarın gönderdiği yere gitti.
Hünkar Seyit Cemal Sultanı halifelerinin hepsinden fazla severdi, onu pek ağırlardı.
Bu yüzden diğer Halifeler de onu büyük bilir sayardı.
Zaten Hünkar da bunu buyurmuştur.
Nice defalar eliyle sırtını sıvazlayarak CEMALİMDİR, CEMALİMDİR, CEMALİMDİR, CEMALİMDİR,
CEMALİMDİR, CEMALİMDİR demişti.
Seyit Cemal Sultan bütün Halifelerin üst yanına otururdu.
Seyit Cemal bir gün Hünkarın kapısında oturmaktaydı.
Acaba Hünkar bize de bir yurt gösterir mi ki orda Dem-yom oynatalım fikrine düştü.
Hünkara malüm oldu.
Cemalim dedi bizi varlık yurduna gönder, sonra bir merkep al yola düş.
Merkebini nerde kurt yerse orasını sana yurt verdik, oraya varır orda demini-yomunu oynatırsın.
Senden bir oğlumuz gelecek Akdeniz’e yol edecek.
Hünkar varlık yurduna göçünce Habib Emirci’yi seccadeye geçirdiler.
Seyit Cemal Sultan erenlerin sözüne uyup bir merkep alıp yola REVAN OLDU.
Vara vara Altıntaş’a vardı.
Gördü ki otlu, sulu, çayırlık, çimenlik öylesine güzel bir yer ki dille tarif etmenim imkanı yok.
Burası pek hoşuna gitti.
Merkebini çayıra saldı, kendisi yattı uyudu.
Bir müddet sonra uyanınca gördü ki merkebini kurt yemiş.
Erenlerin sözünü hatırladı, orda yerleşti.
Birçok kerametleri belirdi.
Evlendi bir oğlu oldu adını ASİLDOĞAN koydu.
Asildoğan bir aralık Rumeli yakasına geçti.
Gelibolu boğazına vardı, karşıya geçmek istedi.
Gemiciler, Kayıkçılar vasıta vermediler.
Bunun üzerine denize doğru yürümeye başladı, yürüdüğü yerden su çekiliyor, kara oluyordu.
Kayıkçılar bunu görünce amana geldiler, yalvardılar, kayık getirdiler, zorla razı edip kayığa bindirebildiler.
Seyit Cemal Sultan Altıntaş havalisinden Tökelcik’e (**Tökelcik günümüzde Afyonkarahisar, İhsaniye ilçesine bağlı Döğer Beldesinin sınırları içerisinde bulunan Çakırlar mevkiidir.
Seyit Cemal Sultanın türbesi de buradadır.**) yerleşti ve orda da hakka yürüdü.
Türbesi ordadır.
Seyit Cemal Sultanın Afyonkarahisar, Kütahya ve Eskişehir yöresinde asıl adının önüne geçmiş yerel adı KEMAL SULTAN’dır.
Seyit cemal sultan torunları Erzincan yaşamaktadır
Seyit Cemal Sultan Anadolu Alevileri tarafından adıyla anılan Alevi-İnanç-Dede ocağının kurucusu olarak kabul edilir.
**Derviş Cemal Ocağı **) Afyonkarahisar, Kütahya ve Eskişehir illerindeki onlarca Alevi köyünde Seyyid Cemal Sultan Ocağına mensup guruplar yaşamaktadır.
Belirttiğimiz yörelerde Seyit Cemal Sultan Ocağı Ocak aidiyeti bakımından en büyük ocaklardandır.
Seyit Cemal Sultan Ocağının “Talipleri” arasında Kayı boyuna mensup Karakeçili Yörükleri demografik (nüfus) çoğunluğu oluşturmaktadırlar.
Seyit Cemal Sultan Ocağı Afyonkarahisar, Kütahya ve Eskişehir yöreleri Aleviliğinin temel dinamiklerindendir.
Ocak bünyesinde geleneksel Alevilik yapılanışına uygun olarak ”Dede-Talip diyaloğu” ve “Cem ayini” pratikleri tüm canlılığı ile sürdürülmektedir.
Günümüzde Seyit Cemal Türbesi çevre Alevi-Bektaşi topluluklarının sıklıkla ziyaret ettiği, adak adadığı, kurban kestiği kutsal bir mekan olma özelliğine sahiptir.
KAYNAK: Horasan’dan Anadolu’ya Alevilik-Bektaşilik eseri.
Pir seyyid cemal sultan
ALINTIDIR..

 YATAĞAN BABA TÜRBESİ-

DENİZLİ SERİNKENT


Hünkar Hacı Bektaş Veli Halifelerindendir. Abdal Musa Sultanın Elmalı’ya yerleşmeden önce uzun bir müddet hizmet gördüğü Yatağan Baba Türbesi 1826 Yeniçeri-Bektaşi kıyımı esnasında yıktırılarak emanetleri ve arazileri talan edilmiştir. Günümüzde, Antalya yolu üzerinde, Denizli, Serinket (Kızılhihisar) Yatağan kasabası şehir kabristanlığı arazisi içerisinde yeralır.







5 Ocak 2024 Cuma

 DURBALİ SULTAN DERGÂHI










Reni Tekkesi ismiyle tanınmış olan mekânın Bektâşî arşivlerindeki ismi Durbali Sultân Dergâhıdır. Durbali Sultân Horasan kökenli Seyf-ī meşreb Bektâşî azizlerinden olup, Dimetko’lı Seyyid Ali Sultân’ın çağdaşlarındandır. Seyyid Ali Sultân hicri 804 miladi 1390 yılında Hakk’a yürümüştür. Orhan Gazi döneminde Rumeli’ye yapılan seferde, Durbali Sultânında olduğu rivâyet edilmektedir. Durbali Baba, Seyyid Ali Sultân tarafından icâzet verilerek Mora yarımadası sınırları dışında bir dergâh uyandırmaya selahiyet verilir. Ancak elimizde bulunan bilgiler bu dergâhın kuruluş yılını hicri 869 miladi 1480 tarihinden başlatmaktadır. Çevre de yaşayan Arnavut kökenli Bektâşî canlar dergâha Torbalı Baba Tekyesi ismi vererek “Tegjae Madh” (Büyük Tekye) sıfatıyla anarlar. Dergâh Mora yarımadasının kuzeyinde, Teselya bölgesinin Pharsala kentindedir. Tepedelen’li Mehmet Ali Paşa’nın miladi 1790 1822 yılları arasındaki Epirus Valiliği döneminde büyük ölçekli himâye görmüştür.1882 yılından sonra Teselya’nın Yunanlılar tarafından ilhâkı üzerine dergâh bu tarihten itibaren Osmanlı sınırları dışında kalmıştır. Durbali Baba Sultan hakkında anlatılan kerametleri göre Osmanlı ordusunun Mora yarımadasını fethi esnasında, yerden bir avuç kum alır ve Meriç nehrine atar ve böylece kuruyan nehir üzerinden orduyu geçirdiği anlatılır. Selânik de; “Üçler çeşmesi” yöresi ve Yenice Karasu’da “Kırklar Tekyesi” isimleri adı altında dergâhlar uyandırır. Yine müridanından Şâhin Baba’yı “Temple” vadisi olan yöreye göndererek “Köpekli” (kepekli) köyü yakınlarında bir dergâh uyandırır. Durbali Baba Dergâhının son postnişinlerden Muharrem Mahzûni Baba erenler, aşşağıda arz edeceğim nefeslerinde bu rivâyetlere yer vermektedir.
Hû Dost
“Horasan şehrinden geliyor Veli
Rûm’a kadem bastı Şâh’ım Durbali
Derya’ya bend’edüp nûr-u ezeli
Bir avuç kum ile Şâh’ım Durbali
Üçler çeşmesinde dergâh eyledi
Kırklar dergâhında er’ler peyledi
Şâhin Babam köperli’ye meyledi
Dürlü kerâmetle Şâh’ım Durbali
Yedi dağ üstüne hazer indiren
Dembedem daima mû’ciz gösteren
Meş’e palamudundan kiraz verdiren
Kanûn-u Sâni’de Şâh’ım Durbali
Ey Mahzuni terk’ol uyma cihana
Fani kulun üç günlük safasına
İmâm-ı zaman’ın yüz sür babına
Günahkârım affet, Şâh’ım Durbali
Tanınmış tarihçi ve gezgin Von Hasluck “Bektâşîliğin Coğrafi Dağılımı” isimli çalışmasında bu dergâh’a İsevi’lerin Aya Yorgi ve Aya Dimitri isimli Ortodoks azizlerinin ismini atfederek, ziyâret’de bulunduklarını zikreder. Ayrıca kaynağını belirtmeksizin (1888) tarihinde 54 dervişin olduğunu kaydeder. Yine miladi 1914 yılında yaptığı tesbitlere göre dergâhın postnişîni ile bizzât görüştüğünü ve Durbali Sultân ile Cafer ve Mustafa Babalara ait türbelerin ziyâret mekânları olduğundan söz eder. Ayrıca dergâh hazīresinde gâziyandan pekçok zevâtın medfûn olduğundan bahseder. Dergâh; II. Mahmud dönemi yapılan Bektâşî katliamı esnasında Nakşibendi icâzetli Bektâşî babalarının postnişinlik yapmaları nedeniyle 1826-1840 yıllarını fâsılasız geçirmiştir. Dergâhın, kuruluşundan çağımıza kadar meşâyih silsilesi, A.B.D. Detroit Tekyesi postnişîni Recep Ferdi Halîfebaba tarafından açıklanmış olup bilinen rivâyetlerin aksine Durbali Babayı miladi 1480-1522 yılları arasına yerleştirmektedir.
Durbali Dergâhı Postnişinleri:
1. Durbali Baba
Vefât M.1522
2. Bağdatlı Musa Baba
Vefât M.1553
3. Horasanlı Şâhin Baba
Vefât M.1581
4. Halep’li Cafer Baba
Vefât M.1596
5. Hacı Ali Baba (Mısır’lı)
Vefât M.1604
6. İskenderunlu Tayyar Baba
Vefât M.1627
7. Bağdatlı Kasım Baba
Vefât M.1643
8. Kerbelâ’lı Emin baba
Vefât M.1655
9. Lahor’lu Mustafa Baba
Vefât M.1660
10. Basra’lı Zeynel Abidin Baba
Vefât M.1663
11. Kırşehir’li Yahya Hadi Baba
Vefât M.1680
12. Şemseddin Ali Baba (Bosna’lı) Vefât M.1694
13. Bağdat’lı Seyyid Maksûd Baba Vefât M.1713
14. Bağdat’lı Salih Ali Baba
Vefât M.1725
15. Basra’lı Mahsur Baba
Vefât M.1736
16. Erzurum’lu Edhem Naki Baba Vefât M.1744
17. Bağdat’lı Selim Baba
Vefât M.1753
18. Tiran’lı Hüseyin Baba
Vefât M.1779
19. Gega Hasan Baba
Vefât M.1794
20. Debre’li Hasan Baba
Vefât M.1794 (Altı ay)
21. Gega Ahmed Baba
Vefât M.1802
22. İpek’li Mehmed Baba
Vefât M.1809
23. Gega Mahmûd Baba
Vefât M.1811
24. Jirokastro’lu Cemâli Baba Vefât M.1815
25. Koniça’lı Cemâl Baba
Vefât M.1819
26. Gega Hüseyin Baba
Vefât M.1845
27. Ergiri’li Muharrem Mahzûni Baba Vefât M.1867
28. Ahçı Baba (Konya’lı)
Vefât M.1869
29. Piremeti’li Bayram Baba Vefât M.1904
30. Koplara’lı Nazif Baba
Vefât M.1905
31. Bubzi’li Tahir Baba
Vefât M.1919
32. Berat’lı Kâzım Baba
Vefât M.1942
33. Skrpar’lı Seyyid Said Seyfi Baba Vefât M.1961-62
Dergâhın son postnişîni Said Seyfi Baba erenler, Salih Niyâzi Dedebaba’dan halîfelik icâzeti de almış olan bir zât-ı âlidir. Kabri dergâh hazeresindedir. Yakınlarında bulunan Katerin dergâhının 1961 yılında Hakk’a yürüyen son postnişîni halîfe Veli Marendi Baba ise vasiyeti gereği bu dergâha sırlanmıştır. Durbali Sultan Dergâhında çok önemli Bektâşî şairleri çıkmıştır. Daha önce bir nefesini zikrettiğimiz Jirokastro’lu (Ergiri’li) Muharrem Mahzuni Baba aslen, Mora-Yenişehir’li olmasına rağmen Ergiri’li bilinir olup aruz ve serbest vezin ile birçok nefes yazmıştır. Kendisi Leskovik’li Abidin Baba’nın mürşîdi olup, el yazma divânı halen Jirokastro Asım Baba (zall) dergâhında mahfûz’dur. Öte yandan yine tanınmış şairlerden Ali Resmi Girid’i Baba bu dergâh’ta yetiştikten sonra Girid Kandiye Horasanlı Ali Baba dergâhına postnişîn olarak nasbolunmuştur. Durbali Sultân dergâhında postnişinlik yapan otuz üç Bektâşî Babasının tümü de mûcerred (kutsal bekâr) olup, bu dergâh tarihi boyunca evlâdiye olarak değil erbabiye seyir göstermiştir. Dergâhın son postnişîni Seyfi Babanın 1962 yılında Hakk’a yürümesinden bu yana meşihâtı boş kalan dergâh elân metrûk fakat korunaklı durumdadır.
Cem Dergisi, Temmuz 2002
Kaynak: Şevki Koca, Bektaşilik ve Bektaşi Dergâhları, CEM Vakfı Yayınları, Aralık 2005, İstanbul; Sayfa: 236-237