KARIŞIK

24 Mart 2021 Çarşamba

 BALTASI GEDİK MAHMUT DEDE TÜRBESİ..ELMALI





Abdal Musa Dergahı'nın da bulunduğu Elmalı İlçesi'nde, Abdal Musa'nın oduncusu, bir rivayete göre de kardeşi olarak bilinen Baltası Gedik Mahmut Dede Türbesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca 'korunması gereken kültür varlığı' olarak tescil edildi.

Antalya'da, aleviler için büyük öneme sahip Abdal Musa Dergahı'nın da bulunduğu Elmalı İlçesi'nde, Abdal Musa'nın oduncusu, bir rivayete göre de kardeşi olarak bilinen Baltası Gedik Mahmut Dede Türbesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca 'korunması gereken kültür varlığı' olarak tescil edildi.

 HAYDAR BABA TÜRBESİ elmalı




Baba Haydar (Haydar Gazi veya Haydar Sultan da denir), Yesevi dervişlerinden ve Abdal Musa`nın atalarındandır. Mezarı, Elmalı, Antalya`dadır. Mezarının bulunduğu yerde tekkesi kurulmuştur. Bu tekke 1826`da devletçe yıktırılan Bektaşi tekkelerindendir.

 (DEBBAĞ)TABAK BABA TÜRBESİ MEZARI. elmalı



antalya elmalı ilçesi merkezinde.. iplik pazarı. baharlar sok .ibrahim Peker evinin bahçesindedir. üstü acıktır, türbesi yoktur.mezarın.
debbağ, baba da gecer bazı kaynaklarda adından anlaşılacagı gibi deri işinle uğraşan bir allah dostu evliya imiş abdal musa hazretlerinin talebelerindendir. başkada bilgi yoktur.
elmalı.da ismi az bilinen, bir evliya mezarıdır

20 Mart 2021 Cumartesi

 

Çilehane Mescidi (Musalla Mescidi) bulgurlu.üsküdar

 



Mescit, eski Bulgurlu Dağı, şimdiki Küçük Çamlıca Tepesi üzerinde ve bu tepenin Ümraniye'ye bakan yamacındadır. Buraya, Bulgurlu Caddesi'nden ayrılan eski adı Tuzak, yeni adı Çiçek olan bir sokak yolu ile çıkılmaktadı r. Mescit ve meşrutanın önünde geniş bir bahçe vardır. Krokiden de anlaşılacağı üzere 5 x 10 metre boyutlarında, küçük bir mabettir. Ahşap çatısı kiremit döşeli olup yerden iki metre yüksekli ğindedir. Şimdiki mabet, beş pencereden ışık alan bir XIX. yüzyıl eseridir. Mescidin yerinde, Aziz Mahmud Hüdâyî Efendi'nin Bursa'dan Üsküdar'a geldiği zaman ailesini barındırmak için yaptırdığı iki oda bulunuyordu. Bunun altında veya civarında toprak altında ayrıca bir çilehanesinin bulunduğu rivayet edilmektedir. Bu sırada vefat eden küçük oğlu, üst bahçenin köşesine gömülmüştür. Kabrin üzerine küçük bir mermer lâhit yerleştirilmiştir. Şâhideleri yok olmuştur. Müslüman mezarında altın bulunmayaca ğını bilmeyen mezar hırsızları, bu kabri yan tarafından kazarak içeride altın aramışlardır. Fakat bu sırada som lâhdin, mezar çukuruna düşmesiyle de Şneciyi yararladığı buradaki kan izlerinden anlaşılmıştır. Lâhit hâlâ o çukurdadır. Hüdâyî Efendi, mürşidi Üftade Efendi'nin 988 (1580) yılındaki vefatı üzerine, Üsküdar'daki bu yere gelmiş ve irşada başlamıştır. Kendisinin burada ne kadar oturduğu belli değildir. Fakat hadiselerin akışı takip edilirse, 1588- 1590 senesine kadar bu iki odalı evde kaldığı ve sonra Rum Mehmet Paşa Camii içinde ve sol taraftaki ikinci odaya göç ettiği söylenebilir

 

Aksaray Somuncu Baba Çilehanesi



Şeyh Hamidi Veli Somuncu Baba Hazretleri’nin Anadolu’da yurt edindiği mekânlardan bir tanesi de Aksaray’dır. Hem Bursa yıllarından önce hem de Bursa’dan ayrıldıktan sonra Aksaray’da ikamet eden Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri, Aksaray’ın meşhur ervah mezarlığı civarına halvethanesini ve çilehanesini kurmuştur.

Başta Hacı Bayram-ı Veli olmak üzere talebelerinin yetişmesi için çalışan Hamidi Veli Hazretleri irşât vazifesi için Hacı Bayram-ı Veli’yi Ankara’ya buradan görevlendirmiştir. Oğullarından Yusuf Hakiki Baba’yı da Aksaray’a görevlendiren Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri Hac yolculuğuna diğer oğlu Halil Taybi Hazretleri ile beraber çıkmışlardır.

Aksaray Belediyesi tarafından restore edilen Somuncu Baba Çilehanesi günümüzde ziyaretçilere açık konumdadır. Aksaray Somuncu Baba Camii ve Aksaray Somuncu Baba Çilehanesi ervah mezarlığı bünyesinde gelen ziyaretçilere hizmet vermektedir

 

Merkez Efendi Çilehanesi..zeytinburnu..ist





Zemini avludan yedi metre kadar aşağıda olan çilehaneye türbenin hemen arkasından on beş - yirmi basamaklı bir merdivenle iniliyor. Burası otuz metrekarelik bir kuyu üzerine oturtulmuş küçük bir kapısı ve penceresi dışında hiçbir donanımı olmayan bir barakadır esasen. Bununla diğer çilehanelere nazaran epeyce de ferahtır. 

Barakayı kırmızı balıkların yüzdüğü havuz çevresini dolanan dar bir yol kuşatır. Havuzdaki suyun ayazma (Hıristiyanların inanışına göre kutsal kabul edilen şifalı su) olduğuna inanılıyor. Genelde bir tekkede olması gereken mutfak, taamhane yani yemekhane, derviş hücreleri, selamlık ve hünkar köşkü gibi müştemilata ait herhangi bir ize burada rastlanmıyor. Bugün avlu içerisinde kalan tekke haziresi büyük mezarlıkla birleşmiş durumda. Bu hazirede birçok meşhur simanın da mezarı yer alıyor. Bunların başında Şeyh Kenan Rıfai ve onun ardıllarından olan meşhur yazar Samiha Ayverdi, kardeşi mimar ve sanat tarihçisi Ekrem Hakkı Ayverdi geliyor.

Tekke ve zaviyelerin 1925 senesinde kapatılmasını izleyen dönemde camitevhidhanesi, sadece cami olarak kullanılmaya devam etmiş olan tekke, 1965 senesinde bir onarım daha geçirmiştir.Bu günkü görünümünü ise son yıllarda bir kez daha yapılan restorasyon çalışmaları neticesinde kazanmıştır.

 

Battal Gazi Külliyesi Çilehanesi






Kesikbaşlar Türbesi’nin kuzeyinde bulunan iki çilehane odasının da inşa kitabesi bulunmamaktadır. Sofaya bakan duvar yüzlerindeki tuğla süslemeler, bu odaların Selçuklu dönemine ait olduğuna işaret etmektedir. 

Odalardan diğerine göre daha büyük boyutlu olan kuzeyde yer alanı, kuzey güney, güneyde yer alanı doğu batı doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Her iki odanın da sofaya açılan sivri kemerli kapıları tuğla örgülüdür. 

Kemerleri üç yönden çevreleyen şeritlerde, tuğlaların yatay ve dikey yerleştirilmesiyle oluşturulmuş geometrik süslemeler bulunur. Şeritler arasında bir sıra tuğla örgülü çerçeve yer alır. Duvarlarda tuğlayla birlikte kaba yontu ve düzgün kesme taş kullanıldığı görülür. Odaların iç duvarları düz istifli tuğla örgülüdür.