KARIŞIK

15 Şubat 2016 Pazartesi

Huysuzlar Türbesi..İZNİK

Huysuzlar Türbesi


İznik’te Atatürk Caddesi üzerinde yürürken, önüme bir durak çıktı ve kafam çarpmasın diye sakınırken üzerinde Huysuzlar Türbesi yazdığını gördüm, tanıtacağım bir esere daha rastladığım için ne kadar sevindim bilemesiniz. Sadede gelirsem Huysuzlar Türbesi, İznik’te Atatürk Caddesi üzerinde yer alıyor, İstanbul Kapıya doğru giderken solda kalacaktır, fotoğraflarda görebileceğiniz gibi, üstü açık bir türbe, içerisinde üç adet mezar bulunmakta yada lahit, başka da bir özelliği bulunmamakta, ek olarak türbeye ait bir kitabe de olmadığından birazdan anlatacağım hikaye halk efsanesi tarzındadır.
Okuduğuma göre, yaramazlık yapan çocukları, Huysuzlar Türbesine getirip bir süre bıraktıklarında uslanacaklarına inanıyorlarmış, hatta elbiseleri de oraya bırakıp öylece çıplak geri dönüyorlarmış. 

Dolubaba Hazretleri Türbesi

Dolubaba Hazretleri Türbesi







Bursa’nın manevi kişilerce ne kadar zengin bir memleket olduğunu bilmeyen yoktur, varsa da bu cümleyle öğrenmiş oldu. Şuanda yaşadığımız toprakların islamlaşmasında manevi ortamın muhafazasında hatta fetihlerde görev almış nice eren vardır. İşte bu erenlerden bir tanesine deUludağ Milli Parkı yolu üzerinde rastladım. Şu yaşadığımız çağda bile şehirden oldukça uzakta bir yerde olan türbesi, yaşadığı devirde kim bilir ne kadar ıssız inzivai bir yerdeydi…
Sizlere tanıtacağım şahsın ismi Dolubaba yada Doğlu Baba Hazretleri, aslen Türkmenistan’ın Buhara kentinden olan Dolubaba, kendisi gibi 40 abdal ile beraber Anadolu’ya göç etmiş ve Bursa’da Karabelen mevkii denilen yere yerleşmiştir. Dolubaba ve diğer abdalların Anadolu’ya yerleşmelerinde ki asıl sebebin, İslam’ı yaymak ve Anadolu’nun İslamlaşmasına katkıda bulunmak olduğu kaynaklarca tespittir.
Dolubaba Hazretleri, Bursa’nın fethi sırasında Orhan Gazi Bey’in yanında fethe katılmış, fetih sırasında susuzluk çeken askerlere kerametiyle bereketlenen ayran dağıtmış olması sebebiyle, fetih sonrası kendisine Farsça “Ayran” anlamına gelen “Tuğ” kelimesinden türetilen Tuğlu Baba denmiş, günümüzde ise bu isim Dolubaba olarak zikredilmiştir.
Kendi döneminde Anadolu’ya aynı maksatla gelmiş, Abdal MuradAbdal MusaGeyikli Baba gibi keramet ve etrafına ilim irfan dağıtmış zat’larla beraber bulundukları yöreye manevi gıda dağıtmaya devam etmişlerdir.
Fetih sonrasında yine Allah’ın dini İslam’ı yaymaya devam eden Dolubaba Hazretleri, kabrinin bulunduğu bu alana medrese yaparak çok sayıda talebe okuttuğu ve bu yörelerin islamlaşmasına katkıda bulunduğu kaynaklarca belirtilmiştir. Burada bulunan medresesi Osmanlı’nın son dönemlerine kadar yetiştirdiği talebeleri sayesinde devam ettiği, vefatından sonra ise medresesinin avlusuna kabrinin yapıldığı bilinmektedir.
Gerek kendi döneminde gerekse kendisinden sonra, medresesine her kimin yolu düşerse maddi ve manevi ihtiyaçları karşılanmış, susuzluktan yüreği yanan yolculara ayran dağıtılarak serinletilmeye çalışıldığı bilinmektedir.
Dolubaba Hazretlerinin seçtiği yer, daha önce Uludağ Milli Parkı yazımızda tanıttığımız Uludağ eski adıyla Keşiş Dağıdır. Yüzlerce kilisenin olduğu bu dağda böyle bir manevi feyiz ve bereketin olması o yıllar ve günümüz için son derece önemli. Şuanda medresesine rastlamadım ama keşke olsa da maddi manevi susuzluğumuzu gidersek ve bereketli ayranından bir bardak içsek.
Dolubaba Hazretlerinin kabrinin yanında yer alan Çınar Ağacı ne kadar da güzel gözükuyordu, kademe kademe dalları ile son derece muhteşem bir ihtişama sahip.

Hayme Ana Türbesi..domaniç

Hayme Ana Türbesi


Domaniç, Bursa’ya 86 kilometre mesafe uzaklıkta Kütahya’nın bir ilçesi, 4700 nüfuslu ufak bir yer. Ama tarihimiz açısından oldukça önemli şahsiyetlere sahip. Bunlardan biri de Hayme Anamız. Diriliş Ertuğrul dizisini seyrediyorsanız, Hayme Ana’yı canlandıran Hülya Darcan’ın da oyunculuğunun etkisiyle ne kadar özel bir kadın olduğunu, şuan da yaşadığımız toprakların ne şartlar altında kazanıldığını ve Hayme Ana’nın ne denli etkili bir kadın olduğunu anlatmama gerek yoktur.
Biz, bize düşen görev olan gezip tanıtma işiyle meşgul olacağız. Bursa’da yaşadığımdan dolayı, yol tarifim Bursa üzerinden olacak, gerçi bu yazıyı okuyorsanız ki artık herkesin elinde akıllı cep telefonları var ve harita uygulamaları sayesinde hatta navigasyon sayesinde Hayme Ana’ya giden yolu bulmak zor olmayacaktır. Ben şu şekilde gittim, ilk olarak Bursa’dan İnegöl’e geçiyoruz, daha sonra hiç içeriye girmeden düz devam edip, yol tabelalarını takip ederek, Kütahya, Domaniç yoluna sapıyoruz, aslında bir yere kadar Oylat Kaplıcaları yolu da aynı güzergahta, en son bir yol ayrımı çıkıyor, orada sağ taraf Oylat’a düz devam edersek ise Domaniç’e götürüyor.
Biraz Domaniç yolundan bahsedeyim, bayağı bir kilometre virajlı yollardan gidiyorsunuz, üstelik dik yokuş, mide bulantınız olabilir, artık ona göre tedbirinizi alınız, yer yer keskin virajlar, ama yol güzel, hem ağaçlık hem de asfalt. Güzel bir radyo istasyonu da buldunuz mu iş tamamdır.
Yol macerasını fazla uzatmayacağım, dediğim gibi yol düz ve herhangi bir yere sapmadan Domaniç’e varılıyor. Asıl önemli kısım bundan sonrası, şimdi Domaniç’in içine doğru ilerliyoruz, parkeli asfaltlı bir yol var oradan aşağı iniyoruz ve karşımıza bir karayolu çıkıyor, sağa mı gideceğiz sola mı derken biri denk gelse de sorsak diyoruz ama ben söyleyeyim, sağa doğru gideceğiz, sağa doğru devam ediyoruz, Hayme Ana Türbesi, Domaniç’in Çarşamba Köyünde bulunmakta, biz bu köye Çamlıca Köyü üzerinden geçiyoruz, Domaniç’in içinden geçtik ve bir karayoluna geldik dedim ya o yol İnegöl – Tavşanlı karayolu oluyor, o yol üzerinde seyir ediyoruz, yaklaşık 12 km kadar ileride Hayme Ana Türbesi bulunmakta, o yol üzerinde giderken tabelalara bakarak Çamlıca tabelasını görünce hemen içeri giriyoruz, sonrasında ise Hayme Ana Türbesi tabelaları bize yolu gösteriyor. Bir yerden sonra sanki bozkır da gidiyor gibi oluyorsunuz, ekinler biçilmiş ve sarı boş topraklar sizleri bekliyor olacak. Neyse az bir müddet sonra Çarşamba tabelasını görüyorsunuz ve köyün camisini hedef alın ve ona doğru gidin, hemen karşınıza Hayme Ana Çeşmesi çıkacak ve ondan sonra sağa dönerek Hayme Ana Türbesine gelmiş bulunmaktasınız…
Hayme Ana Türbesi büyük ve güzel bir bahçeye sahip, türbenin etrafını çevreleyen duvar ve giriş kapısında Hayme Anayı tanımlayan bir tabela asılı. İçeri girdiğinizde güzel bir süs havuzu ve çimleri biçilmiş, gülleri olan, güzel çiçekleri olan çok harika bir manzara sizleri karşılamakta. Türbeye geldiğimde gerçekten çok hoşuma gitti, temiz oluşu, güzel oluşu, gerçekten bu işleri yapanları takdir etmemi gerekli kılıyor. Bu türbeyle kim ilgileniyorsa gerçekten hakkını vermiştir…
Türbe sade bir türbe, fotoğraflarda görebileceğiniz gibi kümbet tarzında bir türbe, girişinde kitabesi var, Türbede aslında 3 adet kapı var, ilki türbe ve bahçeyi çevreleyen alanın giriş kapısı, sonra türbe ve kendi bahçesinin giriş kapısı ve en son da türbenin kendi kapısı, ikinci kapının başında Hayme Ana’nın kim olduğunu anlatan bir yazı bulunmakta, bu yazıya göre;
Hayme Ana Gündüz Alp’in Eşi, Ertuğrul Gazi’nin Annesi, Osman Gazi’nin ninesidir, Aşiretiyle birlikte, önce Karacadağ ( Haymana ) daha sonra Söğüt ve Domaniç yöresine yerleşmiştir. Göç zamanı Domaniç yaylarında vefat etmiş ve şuan da türbenin bulunduğu yere defnedilmiştir. 1892 yılında II. Abdülhamit Han tarafından, Hüdavendigar Valisi Mahmut Bey’e bu türbe yaptırılmıştır.
Kitabesinde aynen şu şekil yazmaktadır;
Şahinşeh-i ali haseb, Hakan-ı mebrûk’ün-neseb
ABDÜLHAMİD Han kim, anın lütfundan âlem müstefid,
Gâzî-i meydân-ı vegâ cennet-mekân ERTUĞRUL’un
Olmuş idî vaktaki bu sancakda ikbâli bedîd.
Şu DOMANİÇ YAYLASı’nı aldıkda dest-i mikncte
Ehl-i hilafa evvelâ çekmişdi ol sedd-i sedîd.
Gazî-i merhûmun imiş bu HAYME ANA maderi
Itsün garîk-i mağfiret, dâim anı Rabb-i Vahîd.
Şâh-ı Cihan bu türbeyi yapdırdı ol merhûmeye
Eyyâm-ı ‘ ömrü şevketin kılsun Canâb-ı Hak mezîd
Bir pâdişâha itmemiş Allah bu hayrı nasib
Şimdiye dek geçmiş idî târihden asr-ı medîd
Vâli iken Mahmûd kulu nazm eyledi târihini
Kıldı bu ranâ türbeyi bünyâd Han ‘ABDÜLHAMİD ‘
Ketebehû İbrâhîm Hakkı Bursevi, sene : 1308 (1890).
Bir de Hayme Ana’nın oğlu Ertuğrul Gazi’ya olan Öğüdü; 
OĞUL,
Anayurttan ayrılalı yıllar geçti. Deli rüzgarlar önünde oradan oraya savrulduk. Beylik otağını kurduğumuz şu yaylalar artık son durağımız, son konağımız olsun.
Oğuz’un yurtlarına diktiğimiz ağaçların kökleri kara yerin derinliklerine, dalları gökyüzünün yüceliklerine uzansın.
Ak-boz atlara binip yağı üstüne yel gibi vardıkta Kadir Tanrı gözüpek yiğitlerimizi korusun.
Göğsü kaba yerli kara dağlar gibi duran erlerimiz ile kır çiçekleri gibi saf ve temiz, ak yüzlü, ala gözlü
kızlarımız Kutlu Kayı Boyumuza gürbüz evlatlar versinler.
Altın başlı otağlarımız Çarşamba yaylasını bürüsün.
Kayı’nın ve diğer bütün boyların oğullarını Ertuğrul’umla bir tutarım.
Onların hepsini soyumuz için Hakk’ın Kutsal birer emaneti bilirim.
BEY OĞUL,
Boyundan – soyundan, olsun olmasın insanlara adil davran. Adaletten ayrılma ki, insanların birlik ve dirlik kazansın, Yurdunda, Obanda herkes güvenle gezsin.
Ululuk isteyen töreden ayrılmasın.
Bu dünya bir oturma yeri değildir. Yapacağın iyi ve doğru işlerle inşanlanrın hizmetinde bulunursan güzel övünçler senin olur.
Yüreğinden inancı, ağzından duayı, davranışından erdemi hiç eksik etme. Bir de sabırlı ol Oğul, ekşi koruk sabırla tatlı üzüm olur.
OĞUL
Beylik dermekle, ağalık vermek iledir.
Sofranı ve keseni yoksullara açık tut.
Sanırım yine oldukça uzun bir yazı oldu, ben şahsen çok etkilendim, milli bilincimi kuvvetlendirecek, içimde ki coşkuyu arttıracak havayı Hayme Ana Türbesinde buldum. Allah onlardan razı olsun.
Resimlerde bir de tören alanı planı yer almakta, sanırım her sene Eylül ayının ilk cuma, cumartesi ve pazar günleri Hayme Ana’yı anma ve Göç Şenlikleri törenleri yapılmakta, bu sene 734. sü yapılmış. Eğer ziyaret etmek isterseniz bu tarihlere denk getirseniz çok daha mükemmel bir atmosfer yakalamak sizlere nasip olabilir.

Hayme Ana Çeşmesi
Hayme Ana Çeşmesi


Hayme Ana Devlet Ana Türbesi
Hayme Ana Devlet Ana Türbesi

Eskici Mehmed Dede

Bursa’da Tahtakale’den yukarı doğru çıkıldıkça, Üç Kurnalar Veled-i Veziri Camisinin az aşağısında bu mübarek zat’ın türbesi bulunmaktadır.
Eskici Mehmed Dede aslen Amasyalı olup babasının adı Hüsam’dır. 1618 yılında vefatı ile söz konusu yere defni yapılmıştır.Şu anki mezarın bir türbe içerisinde olduğu kaynaklarca ifade edilir. Türbe çeşitli nedenlerden dolayı muhtelif kereler yıkılmıştır. Eski kayıtlarda Üftade Hazretleri‘nin müridlerinden olduğu ve Aziz Mahmud Hüdai‘nin irşad olmasına vesile olduğundan bahsedilir.Mehmed Dede‘nin bazen Bedestende ticaret ile uğraştığı,bazen de eskicilik mesleğini yaptığı söylenir. Zaman zaman ise dünyevi işlerden elini eteğini çekerek tamamen manevi hayat ile meşgul olduğu ifade edilir.Halk arasında kerametlerine dair bir çok menkıbe de anlatılan Eskici Mehmed Dede‘nin Üftade Hazretleri ile aralarında geçen ve sonrasında dönemin Bursa Kadısı görevini yürüten Aziz Mahmud Hüdai‘nin irşad olmasına vesile olan menkıbesi oldukça meşhurdur. Eskici Mehmet Dedeye ait olan mezar taşında, Hz. Üftade müridlerinden Hüdayi Mahmut Dede’yi irşad eden Eskici Mehmet Dede 988/1580 diye yazılıdır.Diğer mezar taşında ise Türbedarı Mehmet Emin Efendi, 1888 / 1246 Sefer ayının 24. günü yazmaktadır.
Eskici Mehmed Dede Türbesi şuanda fotoğrafta görüldüğü gibi bir haldedir.
Eskici Mehmed Dede Türbesi
Eskici Mehmed Dede Türbesi

Molla Hayali türbesi

Molla Hayali türbesi
(1436-1470)

Molla Hayali Türbesi
Asıl adı Ahmed bin Musa Rumi olup lakabı da Şemseddin‘dir.İzniklidir, şiirlerinde Hayali mahlasını kullandığı için Molla Hayali diye meşhur olmuştur.Hanefi mezhebinin alim ve velilerinden olup, henüz 33 yaşında iken vefat etmiştir.
İlk tahsilini kadı olan babasından aldıktan sonra Bursa Sultanisi denilen Yeşil Medrese’de Müderris Hızır Bey’den icazet aldı, ona mürid oldu ve Hızır Bey‘in kızı ile evlendi.Akli ilimlerdeki anlayışının yüksekliğinden dolayı en ince meseleleri hemen kavrar ve akranları arasında parmak ile gösterilirdi.Müderris olunca Filibe Medresesine tayin edildi.
İznik Medresesi müderrisinin vefat ettiği ve yerine kendisinin tayin edildiği haberi gelince hacca niyetlendiğinden, Fatih Sultan Mehmed’in ve Vezir Mahmut Paşa’nın tüm ısrarlarına rağmen bu teklifi kabul etmeyerek hacca gitmiştir.
Zeyniyye Tarikatının müntesibi olan Molla Hayali, hocası Şeyh Abdurrahim Merzifoni vasıtasıyla tasavvuf yolunda ilerledi, hocası da ona Edirne Yeni Cami de “Kelime-i Tevhid” okuma görevi verdi.
Molla Hayali çok kitap okur, az yemek yerdi.Hep ilim ve ibadetle meşgul olup bir an bu halden ayrılmazdı.Son derece zayıf olduğundan baş ve işaret parmağıyla pazusunu kavrardı.Şu beyit onun halini ifade eder;
Gece gündüz kalmazdı ibadetten geri
Günde bir öğündü saydıysan yediği
Molla Hayali talebe yetiştirmek ve eser yazmak ile meşgul olduğu sırada vefat etti.Şairler onun vefatına “Sözü dilde, hayali gözde kaldı” mısrası ile tarih düşürdüler.
Molla Hayali Camii

Molla Hayali Türbesi, Bursa’nın Yıldırım ilçesinin Zeyniler mahallesinde bulunmaktadır.Emir Sultan Camisinden Davut Kadıya doğru gelinmek suretiyle 5 dakikalık yürüme yolu mesafesinde bir cami ve türbedir.
Zeyniler Mahallesi bana hep Çalıkuşu romanının geçtiği Zeyniler Köyünü hatırlatır, hep acaba orası mıdır derim içinden, elimde kitap yok, biraz hazıra konmak istiyorum, eğer orası ise yorum yazarak bildirirsiniz.
Zeyniler Kabristanlığını niye koyduğuma gelirsek, Bu kabristanlıkta isimlerini sonra yazacağım dervişler yatmaktadır, o yüzden önem arzeder…

Molla Hayali Camii Çaprazdan

Çoban Dede Türbesi

Çoban Dede Türbesi 

ADANA -Çukurova 

Karslı Mahallesi

 seyhan Barajının yanındaki tepelik alandadır.

Hayatı hakkında fazla bir bilgiye sahip olmadığımız Çoban Dede’nin kardeşlerinin yaşadığı dönem nedeni ile 16.-17. Yüzyıl civarında yaşadığı sanılmaktadır. Gerçek ismi hakkında bilgi yoktur. Mezarının bulunduğu yerde çobanlık yaptığı söylenmektedir. 33 yaşında vefat ettiği belirtilmektedir.
Değişik kaynaklara göre rivayet edilen kardeşleri Durhasan DedeBulut DedeAli Dede,Sadık DedeYoğurt DedeTosun Dede, Cabbar Dede, Muhittin DedeZilli Dede, Ateş Dede, Bulamaç Dede ve Sultan Abla’dır.

Çoban Dede’nin türbesi 1970’li yıllarda onarım görmüş, fakat tekrar bakımsız bir durumdayken, 1981 yılında Ayşe Ökmen tarafından bugünkü haliyle yeniden yapılmıştır. Türbenin içinde Çoban Dede’nin betonla sıvanmış ve üzeri yeşil  bezlerle, bayraklarla süslenmiş mezarı bulunmaktadır.
Türbenin bulunduğu tepeye bir merdivenle ulaşılır. Tepeden süzülen yapay bir şelale yaratılmıştır. Türbenin bulunduğu yer ve çevresi belediye tarafından mesire yeri olarak düzenlenmiştir.
Ziyaret Nedeni: Çoban Dede’yi sevap kazanmak isteyenler, çeşitli dilekleri olanlar, sinir ve ruh hastaları, görme özürlüler, çocuğu olmayanlar, ev sahibi olmak isteyenler ve sınıf geçmek isteyenler ziyaret etmektedir. Ağaçlara çaput bağlamak, kilit asmak, mum yakarak adak adarlar. Adakları yerine gelen ziyaretçiler kurban keserler, mevlit okuturlar, lokum ve helva dağıtırlar.
Menkıbeler: 1-) Ali Dede, Adana’da yaşar, geçimini ayakkabı imalatı ile sağlarmış. Kardeşi Çoban Dede dağda yaşar geçimini hayvancılıkla sağlarmış. Bir gün Çoban Dede koyunlarını sağdıktan sonra, sütü bir mendilin içine koyup kardeşi Ali Dede’nin ziyaretine gider. Çoban Dede kardeşinin yanına gelince onun bir kadının ayakkabı ölçüsünü aldığını görür. Ali Dede kadınlarının çıplak topuklarına bakınca, kerameti sona ermiş ve mendildeki süt akmaya başlamış. Bu durumu gören Ali Dede kardeşine seslenmiş: “Sen git dağda çobanlık etmeye devam et! Dağda koyunların içinde keramet sahibi olmak kolay, zor olan insanların içinde keramet sahibi olmaktır."

2-) Çoban Dede geçimini bir ağanın yanında çobanlık yaparak sağlarmış. Çoban Dede’nin ağası hac ziyaretine gider ve Mekke’de iken canı köfte ister. Bu durum Çoban Baba’ya malum olur ve ağanın karısına köfte yapmasını söyler. Köfteleri yapan hanımdan alıp göz açıp kapayıncaya kadar köfteleri Mekke’ye ulaştırır. Ağa hacdan dönünce Çoban Dede’nin kerametine inanır.

3-) Çoban Dede’nin zor durumda olanlara yardım ettiği hususunda bir çok hikaye vardır. Çoban Dede’nin rüyalarına girdiğini söylemektedirler. Örnek bir hikaye türbeyi bugünkü haliyle yaptıran Ayşe Ökmen’den aktarılmıştır. Ökmen eski haliyle olan türbeyi ziyaret etmiş ve Çoban Dede’den ev istemiştir. Eğer isteğine kavuşursa onun türbesini yeniden yapacağını söylemiştir. Kısa zamanda eve ve paraya kavuşan Ökmen adağını unutmuştur. Bir gece rüyasında Çoban Dede’yi görür. Rüyada Çoban Dede Ayşe Ökmen’e dileğini hatırlatır. Ayşe Ökmen’de yeni türbeyi hemen yaptırır.

4-) Adnan Menderes Bulvarı yapılırken yol Çoban Dede’nin bulunduğu tepeye kadar gelmiş. Mühendisler yolun düzgün olması için tepenin yıkılmasını söylemişler. Ne yapılmışsa tepe bir türlü yıkılamamış. Sonra Çoban Dede işçilerin, mühendislerin rüyasını girerek tepenin yıkılmasına mani olmuş.

5-) 1945’li yıllarda şehrin dışında kalan türbe etrafında balık tutmak ve avlanmak için türbe yakınına avcılar gelirmiş. Türbe yakınında avcılar ne yaparlarsa yapsınlar, ağaç üzerlerindeki kuşları vuramazlarmış.  
  
Çoban Dede Sandukası
Çoban Dede Türbesi
Çoban Dede Türbesi
Çoban Dede Türbesi
Çoban Dede Türbesi
Çoban Dede Türbesi
Kaynakça: Hatice Özcan – Halkın Çoban Dede’den Beklentilerinin Psikolojik Nedenleri (2007) / Kutlu Özen – Adana Yöresindeki Üç Adak Yeri / Yrd.Doç.Dr. Zekiye Çağımlar - Adana ve Çevresinde İnsana Bağlanan Umudun Yatırlar ve Ziyaretler Boyutu / Prof.Dr Erman Artun – Adana Halk Hekimliğinde Atalar Kültü / Prof.Dr. Erman Artun – Adana’da İnanç Merkezleri ve Bunlara Bağlı Kültür Değerler

Karahan Yatırı ADANA Çukurova – Karahan Köyü

Karahan Yatırı 

ADANA 

Çukurova – Karahan Köyü

Türbe Adana ili Çukuova İlçesi Karahan Köyünün yakınında bir tepenin eteğindedir.
 Karahan Köyü Dede Karkın Ocağına bağlı bir Türkmen Köyüdür. Kafkasya’dan göç etmişlerdir. Yatırın kim olduğu konusunda elimizde herhangi bir bilgi yoktur.

Türbe üzeri kapalı, betonarme imal edilmiş herhangi bir mimari özelliği olmayan basit bir türbedir.

Karahan Köyü halkının Bektaşi-Türkmen adetlerine göre yaşadığını biliyoruz. Bu ziyaret de bu adetlere göre ziyaret edildiğini tahmin ediyoruz.
Karahan Yatırı

Şefika Hatun Türbesi AMASYA Merkez –Kale Köyü

Şefika Hatun Türbesi 

AMASYA 

Merkez –Kale Köyü

Şefika Hatun Türbesi, Amasya İli merkez ilçesi Amasya’ya bağlı Kale Köyündedir.
Şefika Hatun Kimdir: Şefika Hatun’un kim olduğu konusunda herhangi bir bilgi yoktur. Kale Köy adını yakınında bulunan bir tepe üzerindeki kale kalıntısından almıştır. Kale Roma-Bizans Döneminde İpek Yolu’nu korumak için kullanılmıştır.
Kale Köye yakın konumda mesire ve ziyaret yeri olarak kullanılan Dedeler Mevki de bulunmaktadır.  

Türbe kare plana yakın, kiremit çatılı mimari özelliği olmayan basit bir türbedir. Mezar sandukası türbenin içindedir.

Türbe özellikle Kale Köylüleri tarafından ziyaret edilmektedir
Dedeler Mevkii
Dedeler Mevkii
Şefika Hatun Sandukası
.

Karaali Evliyası (Evliyaları) AMASYA

Karaali Evliyası (Evliyaları) 

AMASYA 

Merkez –Karaali Köyü

Karaali Evliyaları, Amasya İli merkez ilçesi Amasya’ya bağlı Karaali Köyü ve çevresindedir.
Karaali Evliyaları Kimlerdir: Karaali soyadına sahip üç kardeş evliya Karaali Köyünde yaşarmış. Sırasıyla vefat edince köye ve çevresine defnedilmişlerdir. Birincisi köyün girişindeTekke denilen yerde medfundur. İkinci kardeş Karaali Düzü denilen tekkede medfundur. Üçüncü kardeş ise Kayalık Tepesi denilen yerdeki tekkede medfundur.  

Türbenin Durumu: Köyün girişinde bulunan türbe mermerden yeniden yapılmıştır. Üzeri kapalıdır. Diğerlerinin durumu hakkında herhangi bir bilgimiz yoktur.

Ziyaret Nedeni: Türbeler özellikle Karaali Köylüleri tarafından ziyaret edilmektedir. Köylüler toplu olarak Yağmur Duasına çıkarlar her türbe ziyaret edilir, üçü için de ayrı ayrı kurban kesilir. Daha sonra köyü girişine gelinerek dağıtım yapılır, toplu olarak dilekler dilenir ve dualar okunur.

Karaali Evliyası Türbesi

Koç Hasan Dede Türbesi AMASYA –Merkez –Köyceğiz Köyü

Koç Hasan Dede Türbesi 

AMASYA –Merkez –Köyceğiz Köyü

Koç Hasan Dede Türbesi, Amasya İli merkez ilçesi Amasya’ya bağlı Köyceğiz Köyünün 1km güneyinde bulunan bir tepenin üzerindedir..
Koç Hasan Dede Türbesi
Koç Hasan Dede Türbesi
Koç Hasan Dede Kimdir: Amasya İlyas Köyünde medfun bulunan Baba İlyas’ın (Pir Baba İlyas Horasani)  öğrencilerindendir. Köyceğiz Köyü Alevi-Bektaşi cemaatindendir. 
Türbenin Durumu: Türbenin kare planlı olup, üzeri kiremit kaplı, betonarmeden mimari özelliği olmayan basit bir türbedir. Türbe yanında misafirhane ve aşevi için yapılmış bina bulunmaktadır.

Ziyaret Nedeni: Türbe özellikle Köyceğiz Köylüleri tarafından ziyaret edilmektedir. Köylüler toplu olarak Bahar aylarında Yağmur Duasına çıkarlar türbe ziyaret edilir, kurban kesilir. Yine sonbahar aylarında birlik ziyareti için kurban kesilerek toplu olarak ziyaret gerçekleştirilir.