KARIŞIK

31 Ocak 2023 Salı

 

1826 yılındaki Yeniçeri/Bektaşi kıyımı esnasında kapatılan, BABA ALİ ŞAH (Şahkulu) Bektaşi Tekkesinden kalanlar. İstanbul,Cağaloğlu , Celal Ferdi Gökçay Sokak No:6 da (Istanbul Erkek lisesinin karşı sokağı) bulunmaktadır.. İstanbul'un fethiyle birlikte buraya gelen Baba Ali Şah , erenlerimiz Abdalanı Rum'dan olup Muharrem 1486 tarihli Vakfiyesinde kendinden sonra Tekkesinin Şahkulu Baba tarafından himaye edilmesini , Mülklerinden elde edilen gelirler ile Tekkenin bakımının yapılmasını ve her gece Türbesinin başında Çerağ uyandırılmasını istemiştir.. 1826 daki kıyım esnasında tahrip edilerek ,kapatılan tekke daha sonra 1926 ya kadar Sadi erkanıyla hizmet görmüştür.. Tekke binası 1984 yılında Belediye tarafından çökme tehlikesi gerekçesiyle yıkılmış ve yerine Otopark işletmesi açılmıştır.. Akte Vefa gösterilmesini ve mülkiyeti halen Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait Tekke binasının yeniden yapılarak , ziyarete açılmasını arz ve talep ediyoruz.. Baba Ali Şah ve bu tekkede hizmet gören cümle erenlerimizin ruhu revanları Şad , menzilleri mübarek olsun.. Aşk ile

Fikret Demirel alıntıdır.teşekkürler

30 Ocak 2023 Pazartesi


 

 DON (DONA) BABA TÜRBESİ

ACIPAYAM-ALAADDİN KASABASI






Don (Dona) Baba Türbesi, Alaaddin kasabasından Kızılca kasabasına giden geçit yolu üzerinde, Alaaddin kasabasına 2500 metre kadar mesafede, eski mezarlığın yanında, yolun kıyısındadır. Eskiden mezarlığın içerisinde olduğu, şimdi bahçe duvarı yapılarak mezarlıktan ayrıldığı görülmektedir. Bir dönüm kadar bahçe içerisindedir. Bahçe içerisinde, türbenin kapısının önünde olan şahidesinden ve düzenlemesinden oldukça eski olduğu anlaşılan bir kabirle birlikte beş mezar bulunmaktadır.
Ne zaman ve nereden geldiği, doğum ve ölüm tarihleri, kim olduğu hakkında kaynaklara yansımış bir bilgi yoktur. Fakat halk söylencelerine göre Alaaddin kasabasının kurucusu olan Alaaddin Han’ın (Taşkın Baba) silah arkadaşı veya kardeş olduğu, Alaaddin Han ile birlikte yörenin Türkler tarafından zapt edilmesi için yapılan savaşlarda zamanın Acıpayam-Tavas geçiş yolu olan Dona Geçidi’nin tutulması ve savunulması görevli olan bir Türkmen bölge komutanı olduğu ve asıl adının “Dona” olduğu, söylenme kolaylığından dolayı “Don Baba” olarak bilindiği anlatılmaktadır.
Don Baba Türbesi modern yapı teknikleri ve malzemeleri ile Türkistan mimarisi şeklinde 2010 yıllarında yapılmıştır. 9 x 9 metre ölçülerinde, kare planlı, beton kubbe örtülü, emsalleri içerisinde oldukça büyük bir yapıdır. Tek oda şeklinde düzenlenmiştir. Yol istikametindeki duvara paralel, girişte sağ tarafta, kuzey-güney doğrultuda, başında orijinal şahidesi olan, 115 x 300 santimetre ölçülerinde bir kabir bulunmaktadır. Oldukça büyük yapılan türbe, Oğuz köyündeki Oğuz Baba Türbesi, Alaaddin kasabasındaki Alaaddin Han Türbesi ve Arap Dede Türbesi gibi bu da biçim ve renkleri bakımından da biraz abartıya kaçıldığı hissi uyandırmaktadır. Ama onun bu topraklara yaptığı hizmetler göz önüne alınarak, ona layık bir türbe yapılmaya çalışıldığı
anlaşılmaktadır.
Sağlık ve esenlikler diliyorum.

Ibrahim Afatoğlu alıntıdır.teşekkürler

3 Ocak 2023 Salı

 KARA DEDE YATIRI, TAVAS-BAHARLAR KASABASI

Kara Dede Yatırı; Kale ilçesi Yeni köy ile Tavas ilçesi, Baharlar kasabası arasında çam, ardıç ve çalı ağaçların arasında, Dede Tepesi diye tarif edilen bir dağın zirvesindedir. İki dönüm kadar telle çevrilmiş bir alanda, üstü açık, iki mezar şeklinde bir yatırdır. Her iki mezarın üstünde de beyaz mermer üzerine “Kara Dede Türbesi, Ruhuna Fatiha” yazılı taş dikilmiştir. Yatırda medfun olan kişilerin kim olduğu ve nereden geldiği konusunda herhangi bir bilgi yoktur. Sadece erenin yattığı söylenmektedir.
Kara Dede’nin Horasan’dan geldiğine inanılmaktadır. Horasan’dan yedi kardeş veya yedi arkadaş ellerindeki asaları Anadolu’ya doğru fırlatmışlar. Her birinin asası bir dağın başına düşmüş. Her biri asasının düştüğü dağa mekân tutmuş. Kara Dede’nin asası bulunduğu dağın üzerine düştüğü için de o bu eren tepesinde yaşamış ve yöre halkına irşat etmiş. Geceleri, karşı dağın tepesinde yatmakta olan Kuş Dede ile nur vasıtası ile haberleştiklerine inanılmaktadır. Yeni köy ve Baharlar halkı bu haberleşme olayına şahit olmuş. Bazı zamanlarda da cuma ve pazar günleri nur şeklinde birbirlerine ziyaret ettiklerine inanılmaktadır. Eskilerin anlattığına göre; Çanakkale Savaşı’nda, Kurtuluş Savaşı’nda ve Kıbrıs Savaşı’nda bu mezarlardan “at nalı ve kılıç sesi” duyulmuş. Onlara göre bu mezarlardaki kişiler Türk Ordusu’na yardım için harbe gitmişler.
Duruma göre her yıl ağustos ayının son haftası veya eylül ayının ilk haftası içerisinde, köy ileri gelenlerinin iradesi istikametinde uygun bir günde, çevre köylerden insanların da iştirakiyle bütün köy halkı Kara Dede Yatırı’na dua, niyaz ve şükür ziyareti yapılmaktadır. Hasat mevsiminden sonra yapılan bu etkinlik, Kara Dede ‘nin “yüzü suyu hürmetine” bir tür Allah’a şükranlarını sunma törenidir. Diğerleri gibi bu tören de, hem dini hem de sosyolojik olguları içinde barındırması bakımından son derece ilginçtir. Köylülerin anlattıklarına göre, eğer her yıl Kara Dede’ye çıkılmazsa köyün bereketi olmaz, kıtlık ve kuraklık baş gösterirmiş. Bu yüzden Kara Dede’ye yağmur duası için de çıkılmaktadır. Her yağmur duasına çıktıklarında mutlaka yağmur yağarmış. Ayrıca köylüler genellikle kaybolan hayvanlarını, tellerle çevrili mezarların yanında bulduklarını ve dağdaki yabani hayvanlardan Kara Dede’nin köylülerin hayvanlarını koruduğuna inanılmaktadır. Etraf dağlardaki ormanlar yok edildiği halde buralardaki ormanlardan tek ağaç bile kesilmemiş. Kara Dede’nin bu ormanlardan bir dal keseni bile rahat bırakmayacağına inanılmaktadır.
Beyağaç - Sandıraz Dağı’ndaki Çiçek Baba, Kale – Yeni köyde Kuş Dede, Tavas – Keçeliler köyündeki Kırklar Dedesi ve Tavas – Baharlar kasabasındaki Kara Dede Yatırı etrafında gerçekleştirilen törensel geleneklerin yüzyıllardan beri devam ettirildiği görülmektedir. Bu gelenek; yaz mevsimi sonunda, tarla işleri bittiği, ekilen mahsulün ambarlara doldurulduğu, ağustos ayının son veya eylül ayının ilk haftasında, erene çıkarak ona kurbanlar sunma şeklinde gerçekleşmektedir. Ürünlerin bol ve bereketli olmasından dolayı, eren aracı kılınarak, Tanrı'ya (Allah’a) şükür niyazı olarak açıklanmaktadır. Görüştüğümüz kişiler bu geleneğin 230 yıldır yapıldığını, dedelerinden bu şekilde duyduklarını anlatmaktadırlar. Günümüzde törenler, köy dışında ikamet eden köylülerin de iştirak edebilmesi için zaman ayarlaması yapılarak özellikle aguğtos ayı sonu, eylül ayı başlarında, cumartesi veya pazar günlerinde yapılmaktadır. Törenlere Baharlar kasabası, ilçe merkezi, çevre köy ve kasabalardan misafirler iştirak etmektedir.
Törenler, sabahleyin erene çıkmakla başlamaktadır. Her aile beraberinde getirdiği adak hayvanını, erenin etrafında kurban etmektedirler. Kesilen kurbanlar bütün olarak sırığa geçirilip her ailenin kendisine ait olduğu bilinen taş ocaklarda kebap edilmektedir. Yatırın çevresinde 47 taş ocak olduğu tarafımızdan tespit edilmiştir. Pişirilen adak kurbanları misafirlerin de iştirak ettikleri sofralarında afiyetçe yenmektedir. Yemek öncesinde ve sonrasında, mezarların başında dualar yapılmaktadır. Mezar başındaki ağaçlara bez ve iplik parçaları bağlanarak dilekler tutulmaktadır. Kara Dede mezarının üzerine, o yıl elde edilen mahsulden getirilen arpa, buğday, mısır gibi ürünlerden bir avuç şükran ifadesi olarak bırakılmaktadır. Artık öğle vakti olmuştur. Köy imamının uzunca verdiği vaazdan sonra topluca öğle namazı kılınmıştır ve akabinde, Kara Dede’nin himmetinde Allah’a niyazlarda bulunulmuş ve verdiği rızıklardan dolayı şükür duası edilmiştir.
Yörede erken yerleşik hayata geçen Yörük akrabalar “Yörük ne bilir bayramı, lork lork içer ayranı” diye bir söz vardır. Bu sözün toprağa daha önce yerleşen Yörükler tarafından yeni gelen Yörüklerin bir şey bilmediklerini anlatmak için söylendiği rivayet edilmektedir. Artık Tavas Yörükleri yerleşik hayata geçmişler, yerleşiklerin tabiriyle bayram yapmayı ve ayran içmenin adabını da öğrenmişler, Kara Dede'yi anma bayramında adabına uygun olarak bol bol ayran içmektedirler!..