KARIŞIK

5 Nisan 2017 Çarşamba

ÜRYAN BABA TÜRBESİ...eskişehir










Üryan Baba hakkında kaynaklarda hemen hemen hiçbir bilgi bulunmuyor. Ancak bu kimliğin bir Kalenderi dervişi olduğu açıktır. Ayrıca hem Melami, Haydari ve Cavlaki, hem de Kalenderi dinsel temellerinde varolan çıplaklık düşüncesinin böyle bir isimle daha soyut bir biçimde değerlendirilmesi, sözel söylemin çok daha reel boyutta güç ve anlam kazanmasıyla bağlantılı olduğunu da belirtmek gerek. Bu tekkenin de 15. yüzyıldan sonraki dönemde yapıldığı belirtilir.

Sultan Şucâ’nın müridleri “Üryan Şucâ’îler” diye tanınmakta olup Kalenderîler (Abdallar)’den oluşuyordu. Nitekim menkıbelerin çoğu, Kalenderîlerin o devirdeki merkez tekkesi olan Seyitgazi dolaylarında geçmektedir. Sultanönü Sancağı’nın Seyitgazi nahiyesinde bulunan Seyyid Battal Gazi Zaviyesi, bütün Selçuklu ve Osmanlı devirleri boyunca, mevcut Kalenderi zaviyelerinin en önemlilerinin başında gelmiştir. Bu önem yalnızca onun merkez zaviye olmasından değil, aynı zamanda 7 km kuzeydoğusunda bulunan Yazıdere köyündeki Üryan Baba ve 7 km batısında yer alan Sultan Şucâeddîn Zaviyeleri ile de çevrili bulunmasından doğmaktadır.

Bir Kalenderi şeyhi olan Üryan Baba için yaptırılan ve Bizans yapı sanatını andıran türbe, Şucaeddin Veli ve Seyyid Battal Gazi Külliyelerindeki mimari yapıyla büyük ölçüde benzeşmekte, dönemin özgün dinî mimarisini sergilemektedir. Bu türbeler Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında önemli roller üstlenmiştir.

Bir meydan evinden ve bitişiğindeki Üryan Baba’nın türbesinden ibarettir. Diğer müştemilâtı bugün mevcut değildir. Halen zaviyeye bitişik türbede yatan kişinin Sultan Şuca’nın halifesi Ahmed Üryan Baba olması gerektiği kaydediliyor. Adının da gösterdiği üzere, yarı çıplak bir Kalenderî şeyhi olan Üryan Baba’nın türbe ve zâviyesine bakılırsa, devrinde oldukça önemli bir Kalenderi şahsiyet olduğu söylenebilir.
KARDEŞLER TÜRBESİ ..eskişehir






Selçuklular zamanında (Alaaddin Keykubad'ın annesi, Gıyaseddin Keyhusrev'in karısı) Ümmühan hatun tarafından, 1207-1208 tarihlerinde cami, türbe, medrese yaptırılarak, bir külliye oluşturulmuştur.
Seyit Battal Gazi'ye izafeten yapılan bu külliyeye 1511-1517 yıllarında Osmanlılar medrese binaları ekleyerek bugünkü muhteşem hale getirmişlerdir. Kesik başlar türbesi de bu türbenin içinde yer alan bir bölümdür.
1958 yılında yapılan restorasyon çalışmalarında geçmişleri ve kimlikleri bilinmeyen 7 adet kesik baş bulunmuştur. Bundan dolayı halk arasında bu bölüme kesik başlar denilmiştir. Cesetlerden birine ait sağ el ve hırkasının bir parçası Seyitgazi müzesindedir. Bu kesik başların savaşta şehit olmuş askerlere ait olduğu düşünülmektedir. Türkiye'nin dört bir yanında bir çok kesik baş hikayesi mevcuttur. İnanışa göre savaşlarda ölen askerlerin başlarını alarak savaşa devam ettikleri düşünülmektedir.

Mecnun dede türbesi ..bursa






Bursa ‘da Ulucami yakınında Tahtakaleye çıkarken Mecnun dede camii bahçesin de

Mecnun dede 40 Abdal dan birisidir. Sırlarla dolu bir derviştir. Kerametini gören Çakırağa adında bir zat Mecnun dede‘nin şimdiki kabrinin bulunduğu Mecnun dede camiini ve civarındaki hamamı yaptırmış ve hatta hamamdaki ufak halvetin bir evliya halvetidir derler. Çakır Hamamının bir kısmı Mecnun dede vakfına aittir. Camiinin bitişiğinde Mecnun dede Dergahı vardı. Burada hergün fakirler doyurulurdu. Sonraları tarikat düşmanlarından biri burayı medreseye çevirmiş , şimdi ise şahıs mülkü olmuştur.
Mecnun dedeni kabri kardeşi Lokman dede ile beraber caminin yanındadır ancak günümüze kalmamıştır. Caminin haziresinde ise ; Hacı Nasuh bin beyazıd isimli bir kişinin kabir ve ayak taşı vardır.
Kaynak ; 
Hasan Turyan , Bursa evliyaları , Merassa Yayınları

Gözedeci Dede..bursa






Bursa’da Tahtakale mahallesinde yer alan İnebey Caddesi ile gözede sokağının kesiştiği yerde

Adı Gözedeci Mehmed Efendi‘dir . Ravza-i evliya ve Gülizar-ı İrfan’da ;” Mezarı ihtiyar ve genç, ziyaret edenlerin Allah rızası için yaptıkları duaların kabul olduğu yer olup her ne husus için ruh-ı şeriflerinde istimdad etseler , elbette muradlarına kavuşup faydasını gördükleri tecrübe ile sabittir. ”denir.
Bir başka rivayete göre de ; Bu zatın ” Aşık Cemal ” adında birisi olduğu ve sevdiği uğruna fedakarlık gösterdiği söylenmektedir.
Kaynaklar;
Hasan Turyan , Bursa evliyaları , Merassa Yayınları