KARIŞIK

29 Haziran 2019 Cumartesi

AYNİ ALİ TÜRBESİ-MANİSA 









Manisa – Merkez’de Kumlu dere caddesi üzerindeki kabristanda
Ayni Ali Dede’nin Fatih ve II. Bayezid dönemlerinde yaşamış bir Bektaşi şeyhi olduğu, zaviyesine birçok arazi ve emlakin vakfedilmiş olduğu nakledilir. Türbenin yapı üslubundan Osmanlı döneminde XVI-XVII. yüzyılda inşa edildiği ileri sürülür. Düzgün kesme taştan yapılmış olan türbenin önünde çatılı, yuvarlak kemerli küçük bir giriş vardır. Sandukanın bulunduğu bölüm sekizgen planlı olup üzeri kubbe ile örtülüdür. Giriş dışında üç kenarda dikdörtgen söveli, yuvarlak kemerler içerisine alınmış pencereler bulunmaktadır. Bunların üzerine de birer küçük alçı pencere yerleştirilmiştir. Bektaşilerin, 1826’dan beri Manisa’da tekkeleri yoktur. Ama burada eskiden önemli olduklarını ve Ayn-ı Ali ile Niyazi Baba’nın türbelerinin kendi tarikatlarına ait bulunduğunu ileri sürmektedirler. Evliya Çelebi’nin döneminde burasının medrese olduğu görülüyor. “Aynı Ali Medresesi evvelce Bektaşi Tekkesi idi. Şimdi hariç medresedir ama inşallah yine tekkesi olur.” diye geçer Seyahatname’de..
ANKUZU BABA TÜRBESİ ..HARPUT 





 Harput’ta türbesi bulunan evliyalardan bir tanesi de Ankuzu Baba Türbesidir Harput'un beş kilometre doğusunda kendi ismiyle anılan "Ankuzu Tepesi"nin üzerinde yatmaktadır. Kayalarla kaplı bulunan bu tepe Harput çevresinin en yüksek yerlerinden birsidir. Türbe bu tepenin en üst kısmında bulunan bir düzlük üzerindedir. Duvarları taşlarla ve betonla örülerek inşa edilmiş, tavanı ise eğimli bir beton tabiiye ile kapatılmıştır. Oldukça küçük olan Ankuzu Baba Türbesi tek mekânı olup, elektriği ve suyu yoktur. Ayrıca türbeye herhangi bir şekilde taşıt yolu yapılmamıştır. 16. Yüzyılda türbenin hemen yanı başında bir zaviye olduğu çeşitli kayıtlarda geçmektedir. Bugün bu zaviyeden hiç bir eser kalmamıştır. Evliya Çelebi meşhur "Seyahatnamesinde’’ Ankuzu Baba zaviyesi ve türbesinden bahseder. Burası Osmanlı Dönemine ait çeşitli kayıtlarda değişik isimlerle anılmıştır. Başvekâlet Arşivi tapu defterinde "Ey Kuzu" denildiği gibi Hicri 1115 tarihli bir başka vesikada da "Aynül Kuzat" olarak isimlendirilmiştir. Bazı rivayetlere göre onun 8. ve 9. yüzyıllarda Arap-Bizans savaşları esnasında Arap ordularına katılan bir asker olduğu ve burada şehit düştüğü belirtilir, kuzu Baba Dağı'nın yamacında bulunan bir kaya üzerindeki at nalına benzeyen çukurluğun Ankuzu Baba'nın atının izi ve taşlar üzerinde bulunan kırmızı lekelerin de Ankuzu Baha'nın yaralarından damlayan kan izleri olduğu yolunda bazı efsaneler anlatılır.  Harput çevresinde Ankuzu Babayla ilgili anlatılan bazı kerametler halkın buraya karşı gösterdiği ilginin boş olmadığına işarettir. Zamanında Ankuzu Babada halkın piknik yapıp, kurbanlar kestiği anlatılmaktadır. Bugün bu ziyaretgâha araba yolunun olmaması, ayrıca ziyaret çevresinde içme suyunun bulunmaması buraya gelen ziyaretçiler için büyük bir sorun oluşturmaktadır. Ankuzu Baba Türbesinin bu gibi sorunlarının giderilmesi Harput’un manevi yönü açısından çok önemli bir konudur.