KARIŞIK

24 Ekim 2017 Salı

Seyid Cemal Sultan Türbesi
Dergahı ve Dervişleri
Fincan Burnu-Çakırlar Mevkii-Döğer Kasabası-İhaniye ilçesi-Afyonkarahisar










Seyyid Cemal Sultan Kimdir: Hacı Bektaşi Veli’nin halifelerindendir. 1280 senesinde doğmuş, 1365 senesinde vefat etmiştir. Türbede bulunan yazıtta Peygamberimizin 16. torunu ve Musa-i Sani’nin çocuğu olduğu belirtilmektedir. 
Seyyid Cemal Sultan’ın Afyon, Kütahya ve Eskişehir’de Kemal Sultan olarak  anılmakta ve bilinmektedir. Derviş Cemal Ocağı’nın kurucusudur.  

Türbenin Durumu: Türbe 2011 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünce restorasyonu tamamlanmış ve halkın ziyaretine açılmıştır. Türbe kesme taştan yapılma olup 700 yıllık bir geçmişe sahiptir. Türbe iki bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde Mehmet ve Ahmet adındaki iki kişinin mezarı bulunmaktadır. İkinci bölümde ise Seyyid Cemal Sultan’ın mezarı bulunmaktadır. Türbenin bahçesinde sekiz tane üstü açık mezar bulunmaktadır ve bunlardan biri Gözcü Bal’a aittir.

5 Ekim 2017 Perşembe


ABDAL BABA TÜRBESİ..ŞARKIŞLA..SİVAS






Abdal Baba Kabri Abdallı Köyü’nün girişindeki mezarlığın içindedir. Halk tarafından veli olarak kabul edilen Abdal Babanın hayatı hakkında kesin bilgi yoktur. Çevresi biriketle çevrili ve üstü açık olan kabri, dikdörtgen biçimindedir. Batı tarafında demirden bir kapı, kapının yan tarafında yardım amacıyla konulmuş bir yardım sandığı bulunmaktadır. Mezar, 2 metre yüksekliğinde, 2,5 metre boyunda ve 1,5 metre enindedir. Mezarın içerisinde bir çam bir de kuşburnu olmak üzere iki tane ağaç vardır. Ziyarete gelenlerin özellikle kuşburnu ağacına çaput ve bez bağladıkları göze çarpmaktadır.12 Abdal Baba, Abdallı köyünün dışında Yapracık, Arıklar, Akören, ve Kazancık köyleri ile Akçakışla beldesinden ve diğer ilçelerden gelen insanlar tarafından ziyaret edilmektedir. Abdal Baba’nın dört kardeş oldukları ve bunların farklı yerlerde yattıkları söylenmektedir. Bunlar, Akdağmadeni civarında Gül Ali Baba, Şarkışla’ya bağlı Sultan köyünde Ziraat Baba ve Yunusören köyünde Kara Baba’dır.13 Abdal Baba’yı daha çok felçli olanlar, yüz felci geçirenler, bayılanlar, sinir hastaları, korkudan dili tutulup konuşamayanlar, içki içmek gibi bazı kötü alışkınlıklarını bırakmak isteyenler, aklî dengesini kaybedenler ve çocuğu olmayan bayanların ziyaret ettiği belirtilmektedir. Burayı ziyarete gelenler, Abdal Baba’nın ortası delik “çırakman” adı verilen bakır tasından su içip kalan suyu üzerlerine dökerek bunun kendilerine şifa olacağına inanırlar. Anlatıldığına göre, Abdal Baba’ ya ait olan bu tas, birkaç defa çalınmış; fakat her defasında yerine geri gelmiştir. Eğer hasta olan kişi türbeye gelemeyecek durumda ise, hastanın elbisesini getirirler ve sandukanın üzerine sererler. Ziyaretçiler ayrıca etrafı çevrili olan yerden bir miktar toprak alıp kendileri hasta ise kendileri yer, hasta başkası ise topraktan götürerek ona yedirirler. Daha sonra dileklerinin kabul olması inancıyla orada bulunan kuşburnu ağacına bez bağlayıp, mezarın kapısının önündeki yardım sandığına para atarak oradan ayrılırlar.14
EMİR ŞEYH YAKUP  TÜRBESİ ..REŞADİYE ..TOKAT


Emir Şeyh Yakup Tekkesi. Tokat ili Reşadiye ilçesinde bulunmaktadır. Tekke yer olarak. Reşadiye ilçe merkezi ile Muday ve Soğukpınar köyleri arasındaki bir bölgede yer almaktadır
SULTAN YALINCAK TÜRBESİ..sivas .hafik





1700–1800 li yıllarda Tunceli ili Pertek ilçesi Aşağıgülbahçe (eski adı: Aşağıkurmeş) köyünden 5 hane göç ederek köyün şu anki bulunduğu yere yerleşip köyü kurmuşlardırZamanla büyüyen köy 40 haneye ulaşmıştır. Fakat 1980’li yılardan itibaren ekonomik ve sosyal yetersizlikler nedeniyle köyün büyük çoğunluğu başta İstanbul olmak üzere metropol illere göç etmişlerdir. Halen köyde 11 hanede ikamet etmektedir.


YALINCAK SULTAN OCAĞI VE YALINCAK SULTAN

Yalıncak Sultan’ın Türbesi Sivas ili Hafik ilçesinin Yalıncak köyünde bulunmaktadır. 

Köyde Yalıncak Sultan soyundan Mahmut Yalıncakoğlu yaşamaktadır. Tekkenin postnişini de odur. Köyde sonradan göçler yoluyla Ağu içen ocağı dedeleri yerleşmişlerdir. İlk önce Ağuiçen Dedelerinden Mustafa ağa isminde birisi buraya yerleşmiştir. Köyde Tek Yalıncak sülalesi olan Yalıncakoğlu ailesi Türkçe konuşmaktadır. Köy içinde kurmancı ile Türkçe birlikte konuşulmaktadır. 

Yalıncak Sultan Talipleri; Ordu (Merkez) - Aydın- Ankara-İstanbul- Çorum-Kırıkkale-Yozgat (Yerköy) - Sivas (Divriği,Hafik,İmranlı) da bulunmaktadırlar. 

Yalıncak Sultan Dedeleri ; Hafik – Tepeköy (Hamza Dedenin torunları) , Akpınar (Aziz Bayram Dede), Karayapak Köyü (Temurlar) Divriği Aydoğan (Örenik) de bulunmaktadırlar. 

Yalıncakoğullarından Mamut Efendi Dede bir talip kızıyla evleniyor. Bu sebeple düşkün olup Hacı Bektaş’ a gönderiliyor. Evlendiği kızda musahibinde emanet olarak kalıyor. Orada yedi yıl felçli bir kadına hizmet ediyor. Bir gün hortum çıkıyor ve kadının felç hali geçiyor. O zamanlar Hacı Bektaş Postunda Velayettin Hürrem Çelebi varmış. Git köyüne bir aş evi, at evi ve mihman evi yap diyor Muhmet Efendi’ ye. Bunun üzerine 1905 yılında Mahmut Efendi Aşevini, Atevini, Mihmanevini yapıyor. 

Türbe en son olarak 1907 yılında Sarı İsmail oğlu Mahmut Efendi tarafından Ermeni Ustalarına 580 Osmanlı Lirasına yaptırılmıştır. Türbenin taşları Aylioğlundaki taşlı tepeden diğer taşlar ise Horasan kaymatması olarak Zara (Cimrti) den getiriliyor. 

Mahmut Efendi Dede 1917 yılında hakka yürüyor. 

1917 yılında Posta Kara Veyis oturuyor. Kara Veyis Yalıncak Sultan soyundan Divriğiye taşınan Eyüp ağa soyundan gelmektedir. Mahmut Efendi Dede ile amca çocuklarıdır. 

1924-26 yıllarına kadar gönüllü dervişler geliyor. Yalıncak Sultan köyünde bulunan arazileri ise sonradan köye gelenler üzerlerine geçiriyorlar. 

1926 yılında Mahmut Efendi Dede ‘ nin oğlu Hamza Dede Divriği Mahkemelerine dava açarak Yalıncak Sultan sülalesinden olduğunu ispat ediyor. Davayı kazanıyor. Durumu tescil ettirip Köyde bulunan bazı arazileri geri alıyor ve de Posta oturuyor. Türbenin tamir ve bakımını yaptırıyor. 

Tekke ve Zaviyelerin kapatılması kanunu ile birlikte burası da kapatılıyor. Bu dönemde kurbanlar Yalıncak soyundan bir kızın evlendiği Tepeköy’ e gidiyor. Yalıncak Sultan niyetine Talipler kurbanlarını buraya kesiyorlar. 

1937 yılında Tekke ve Zaviyelerin kapatıldığı dönemde köydeki çekememezlikler yüzünden Tekke şikayet ediliyor ve Devlet tarafından Türbe yıkılıyor. (Yalıncak köyünde bulunanlara yıktırılıyor) 

1942 yılında Tekke tekrar faliyete başlıyor. O tarihte Postta Hamza Dede oturuyor. 1951 yılında Hamza Dede hakka yürüyor. 1951 ile 1978 yılları arasında Tekkenin postunda Oğlu Mehmet Efendi Dede oturuyor. 

1978-1993 yılları arasında Babo diye tanınan Mehmet Efendi oğlu Hüseyin Fevzi Dede postnişinlik yapıyor. 

1993 yılından bu tarafa da halen de Yalıncak Sultan sülalesindenHüseyin Fevzi Dedenin oğlu Mahmut YALINCAKOĞLU Tekkenin postnişinliğini yapmaktadır. 

Mahmut Yalıncakoğlu Dede Yalıncak Sultanın büyük bir kahraman olduğunu isyanlarda başarılarından dolayı kendisine “Tabanı büyük er Mustafa “ lakabının verildiğini anlatmaktadır. Ayrıca Yalıncak Sultan'ın Hacı Bektaş’ ın halifelerinden olduğı ve Vilayetnamede anlatılan Pir Eba Sultan'ın oğlu olduğu da anlatılmaktadır. 

Yalıcak Sultan Türbesi ve Yalıncak Cem Evi...Turabi ÇAM'a Teşekkürler
Aşağıda Mahmut Dede nin Yalıncak Sultan’ la ilgili anlattıkları yer almaktadır. 

Esseyid Muhammet Nuri Hacı Bektaş Veli’ nin 5. Halifesi olan Pirep Sultan Ulu cemlerde çerağcısı idi. O tarihte Konya’da Molla Saadettin isminde medrese hocası vardı. Bir gün Hz. Hünkar Hacı Bektaş-i Veli’ye bir nağme yazarak ya peygamber evladı bize pir gönder ki, bize Muhammed Ali yolunu izah ede ve Hacı Bektaş Veli çerağcısı Pirep Sultan’a Molla Saadettin’in bizden istediği kişi sensin var hazırlar. 

Pirep Sultan Hz. Hünkara dönerek sizce malum değilmiki ömrümün son dönemlerinde beni cemalinizden mahrum eylemeyin. 

İlahi çerağcı atılan ok geri dönermi? Var git hizmetine bak ne hikmet göreceksin? Bunun üzerine Pirep Sultan aile etrafını yanına alarak Konya’ya varır. Molla Saadettin Pirep Sultan’a burda bir konak verir, hizmetini burda gör dedi. Epey bir zaman o medresede, muhiplere yol yordam öğretti. Hz. Hünkar’ın isteğeini (emrini) yerine getirir. Bu arada Konya’da bir salgın hastalık baş gösterir. Bu hastalıktan bütün Konya halkı etkilenir Pirep Sultan’ın üç oğlu da bu hastalığa yakalanır.Hastalık yüzünden iki oğlunu kaybeder.Geriye çocuk yaşta ki oğlu “Seyit Muhammed Nuri” namı diyar YALINCAK SULTAN kalır. Fakat Yalıncak Sultan da bu hastalıktan kurtulamamıştır henüz. Bu durumu gören Hatem Ana, Pirep Sultan’a dönerek Haz. Hünkar’a bu kadar hizmetin var niyaz etki Allah aşkına oğlumuzu bize bağışlasın. Pirep Sultan hanımına dönerek ilahi kadın sabır eyle benim Hünkar’a olan hizmetimi boşamı çıkaracaksın? Bu arada çocuğun iyice ağırlaşmaya başlar. Pirep Sultan’ın talebeleri de bu durum üzerine cenaze hazırlıklarına başlarlar. Bu durumu gören Hatem Ana çırpınır, dövünür, feryada başlar. Çocuk bu arada Hakk’ın rahmetine kavuşur.Pirep Sultan Hatem Ana’nın feryadını görünce cenaze hazırlıklarını bitiren cemaate dönerek, “ ey cemaat bu çocuğun cenaze namazını ölü niyetine mi kılalım? Yoksa diri niyetine mi? Cemaat Pirep Sultan’a dönerek diri niyetine pirim, diri niyetine”. Bunun üzerine Pirep Sultan cenazeye yaklaşarak çocuğun sağ elini tutup Allah aşkına, Hünkar aşkına kalk der ve çocuk dirilir. Birkaç yıl geçer, Yalıncak Sultan büyümüş ilim, irfan öğrenmeye başlamıştır. Bu arada HATEM ANA Hakkın rahmetine kavuşur. 

Günlerden birgün Pirep Sultan oğlu Yalıncak Sultan’ı yanına çağırarak ya Nurim benimde ölümüm yakındır. Oturduğumuz evi Molla Sadettine verip cenaze namazımı kıldırdıktan sonra var git Hz. Hünkar’a senin kısmetin ondadır. Yalıncak Sultan babasının vasiyetini yerine getirir ve yola çıkar. Hz. Hünkar Hace Bektaş Veli bir sabah namaz kılarken halifelerinden Sarı İsmail ve Emircem Sultan’ı yanına çağırarak bize Konya tarafından bir ‘YALINCAK “ gelir varın onu huzuruma getirin. Emircem Sultanla Sarı İsmail bir müddet yol aldıktan sonra sarışın bir delikanlıyla karşılaşırlar. Selamlaşıp görüşürken Emircem Sultan Sarı İsmail’e dönerek Hz. Hünkar’a hamd olsun ki, ben bu delikanlıdan Pirep Sultan’ımın kokusunu hissederim der. Acaba ne hikmet ola? Bu söz üzerine Yalınca Sultan doğru söylersin ben Pirep Sultan’ın oğluyum. Beraber Hz. Hünkar’ın huzuruna gelirler. 

Hz. Hünkar, bu delikanlıyı yıkayıp giydirin huzuruma getirin. Huzura getirilen delikanlıya Hüseyni tacı (Yeniçerilerin giydiği taç) giydirilir. Dergaha yalın ayak geldiği için “YALINCAK SULTAN” lakabını alır. Hünkar Yalıncak Sultan’a dönerek var gör huzurumuzda hizmet ver, gün ola ki sana hizmet vereceğiz. 

Bu arada Sivas’ın Karabel bölgesinden geçen İpek Yolu bugünkü Yalıncak Sultan dergahından geçmektedir. Bu ormanlık bölgedeki bazı gruplaşan çeteler ipek yolundan geçen kervanları soyuyorlardı. Bu durun çok ciddi bir hal alınca kervan sahipleri Sivas’ın sancak beyi Rüknettin Paşa’ya durum bildirilir. Paşa o bölgeye asker gönderir. Fakat bir gece baskınıyla askerler çeteler tarafından öldürülür ve talan devam eder. Padişah Alattin Keyhüsrev bu durum üzerine Osmanlıya savaşlarda yardım eden Hünkar Hacı Bektaş Veli’ye bir nağme yazarak “ey peygamber evladı bize bir çare der. Hünkar bunun üzerine dergahındaki çeşitli savaşlarda büyük başarılara ulaşan komutan rütbesine yükselen Yalıncak Sultan’ı yanına çağırarak ya Nuri m sana bir görev vereceğiz var git kısmetini gör. Toprağın kefaretin olsun. Arayan seni orda bulsun.” Yalıncak Sultan yanına dergahtaki gönüllü askerleri alarak Karabel bölgesine gelir. Ve savaş başlar büyük kayıplar verilir. Öyleki artık Yalıncak Sultan’ın o büyük kahramanın takatı kalmamıştır artık. Bu durumdan yararlanan çeteler o mübarek insanı orda şehit ederler. Fakat Allah’ın izniyle Yalıncak Sultan Hünkar’ımın emri yerde kalmasın kellesini koltuğuna alarak savaşmaya, çarpışmaya devam eder. Bu durumu gören çete içindeki bir kadın bu kişi tekin er değildir. Silahlarınızı bırakın yoksa hepimiz helek olacağız. Savaş kazanılır ve Seyit Muhammed Nuri şehit düşer. 

Notlar: 

Yukarıdaki bilgiler Yalıncak Köylülerinden ve Yalıncak Sultan Postnişini Mahmut YALINCAKOĞLU’ n dan alınmıştır. 

Yalıncak evlatları Yalıncak Sultan’ ın türbesini yaptırmak ve Yalıncak Sultan’ ı tanıtmak ve kültürünü yaşatmak için bir dernek kurma çalışmaları yapmaktadırlar.

Yalıncak Sultan' ın Hubyar Sultan' ın kayın Babası olduğu söylenmektedir. 

ALİ KENANOĞLU ------------------
Yalıncak'lı Turabi ÇAM